KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/4267 E., 2011/6238 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... İşl. AŞ ve diğerleri aleyhine 28/02/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın reddine dair verilen 11/11/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 31/05/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile karşı taraf davalılardan ... ... Otobüs İşl. AŞ vekili Avukat ... geldiler, diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, trafik kazasından ... maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davalıların kusuru bulunmadığından istemin reddine karar verilmiş, karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davaya konu trafik kazasının; davalı ...’ın kullandığı diğer davalı ... Anonim Şirketine ait 16 ... plakalı otobüsün, önünde seyir halindeki dava dışı 37 ... plakalı kamyona arkadan çarptığı, çarpmanın etkisiyle otobüsün ön kısmında sıkışan görevli ve yolcular kurtarılmaya çalışılırken bu kez (ilk çarpmadan 1-2 dakika sonra) davacının içinde bulunduğu 34 ... plakalı aracın kaza nedeniyle yolda duran otobüsü sollamak istediği sırada kendisini sollamak isteyen başka bir aracı fark etmesi üzerine sollamadan vazgeçerek duran otobüse arkadan çarpması biçiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece benimsenen 9/4/2009 tarihli kusur raporunda; olayın iki ayrı trafik kazası olarak değerlendirildiği, ilk kazanın davalı otobüsün dava dışı kamyona arkadan çarpması biçiminde gerçekleştiği, ikinci ve davaya konu trafik kazasının ise davacının içinde bulunduğu aracın yolda duran otobüse arkadan çarpması biçiminde gerçekleştiği, ikinci kazada davacının içinde bulunduğu aracın hızlı olduğu, duran otobüsü sollamak istediği, yolun genişliği ile otobüsün bulunduğu nokta itibariyle otobüsün solundan geçebilecek durumda olduğu,
otobüste sıkışan görevli ve yolcuların kurtarılmaya çalışılması nedeniyle gerekli emniyet tedbiri alınamadığından otobüsün yol kenarındaki iki metrelik bankete çekilemediği, bu durumun mücbir sebep olduğu ve davalıların oluşan kazada kusurunun bulunmadığı, tüm kusurun davacının içinde bulunduğu dava dışı araç sürücüsünde olduğu belirtilmiş ise de; yukarıda gelişim biçimi anlatılan trafik kazasının, gece aydınlatması bulunmayan tek yönlü otobanda, davalı otobüsün aynı yönde seyir halinde bulunan önündeki dava dışı kamyona arkadan çaptığı, çarpma sonrasında otobüsün konumunun kaza tutanağında gösterilen biçimde olduğu,
otobüsün durduğu yer itibariyle yol kenarında iki metrelik banketin bulunduğu gözetildiğinde; dosya içerisinde bulunan ve davalı ... sürücüsüne de kusur izafe edilen 15/7/2009 tarihli raporun olayın oluş biçimine daha uygun düştüğü anlaşılmaktadır. Şu halde bu rapordaki kusur oranları gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalıların kusuru bulunmadığı gerekçesiyle istemin tümden reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/4267, K. 2011/6238, 31 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama