KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/4883 E., 2010/9329 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
289 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 11/11/2002 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/11/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 21/09/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldi. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Yasalarda def'i, davalının yerine getirmesi gereken bir edimi, özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınması olanağı sağlayan bir hak olarak tanımlanmaktadır. Bunlardan birisi olan zamanaşımı savunması (def'i), süresinde ve yöntemine uygun biçimde ileri sürüldüğünde işin esasının incelenmesine geçilmez ve bu savunma, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 222 ve izleyen maddeleri gereğince ön sorun (hadise) biçiminde incelenip karara bağlanır, zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna varılırsa dava salt bu nedenle reddedilir.
Davalı yan dava ve ıslah dilekçelerine verdiği yanıtlarda davanın zamanaşımına uğradığını savunduğuna göre yerel mahkemece, davalı yanın zamanaşımı savunması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/4883, K. 2010/9329, 21 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama