KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/5193 E., 2010/10901 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 03/01/2003-18/02/2004 gününde verilen dilekçeler ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/01/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 21/09/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temiz itirazlarına gelince; asıl ve birleştirilen dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup davacılar, pamuk ekili tarlalarının yanına davalı tarafından yapılan yoldan kaynaklanan toz nedeniyle ürün kaybına ilişkin zararları ile davalı tarafından yapılan yolda biriken suyun boşalmasını sağlayan menfezlerin çökmesi sonucu 1381 ve 1389 parsel sayılı taşınmazlarına birikmesi nedeniyle oluşan zararların ve davalıya ait petrol boru hattındaki sızıntı nedeniyle uğradıkları zararların ödetilmesini istemişlerdir.
Davalı ise, petrol boru hattının zarar verdiğine ilişkin iddianın gerçeği yansıtmadığını, toz ve su birikmesi nedeniyle oluşan zararların kendilerinden değil taşınmazın bitişiğinden geçen DSİ’ye ait yoldan ve yol çalışmalarından kaynaklandığını, kendisinin yaptığı yolu başka araçların da kullandığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin zararının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemeleri yaptırılmış, boru hattından yayılan sızıntıya ilişkin istemin atiye terketmeleri de gözetilerek tozlanma ve su birikmesi nedeniyle uğranılan zararlar belirlenerek istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Asıl davada, 1381 ve 1383 parsel sayılı taşınmazlardaki 2002 yılına ilişkin zarar tutarı belirlenirken, 1383 nolu parselin yüzölçümü hatalı alınarak fazla tazminat belirlenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Asıl davada, 1389 parsel sayılı taşınmazda oluşan zararın ödetilmesi amacıyla, tespitte belirlenen zarar tutarına göre dava açılmış olup bu tutar 1.804,65 TL olduğu halde Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 74. maddesine aykırı olarak ve istem aşılmak suretiyle, davalının 2.881,54 TL tazminat ile sorumlu tutulmuş olması doğru olmadığından, karar istek yönünden de bozulmalıdır.
4-Asıl ve birleştirilen dava nedeniyle yoldan kaynaklanan tozlanma nedeniyle verim kaybı olduğu belirlenerek karar verilmiş ise de davacılar ile davalı tanıklarının anlatımlarından, yolun sadece davalı şirkete ait araçlar tarafından kullanılmadığı, başka araçların da yoldan geçerek davacılar ürününe zarar verdiği anlaşılmıştır.
Yerel mahkemece açıklanan olgu gözetilerek, Borçlar Yasası'nın 43 ve 44. maddeleri gereğince, tozlanma zararına ilişkin tazminatlardan, uygun görülecek tutarlarda indirim yapılmamış olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/5193, K. 2010/10901, 26 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama