KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/5330 E., 2010/11524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... ... Sigorta Şirketi aleyhine 13/06/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 02/07/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup davacı; davalı noterin sahte nüfus kaydı ve sahte araç ruhsatı ile yapılan araç satış sözleşmesi nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürülerek istemde bulunulmuştur.
Davalı, satış sözleşmesinin dayanağı olan sahte belgelerin aldatma yeteneği bulunduğunu, davacının da kusurlu olduğunu savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalı notere satış sırasında sunulan belgelerin aldatma yeteneğinin bulunduğu ve davacının da gerekli özeni göstermeksizin araç satın aldığı gerekçesiyle, istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden; sahte olarak düzenlenen nüfus kimlik belgesi ve araç ruhsatı ile davacıya internet yoluyla araç satışı yapıldığı, aracın motor ve şase numaraları ile belgelerdeki numaraların farklı olduğu, satım bedelinin aracın kasko değerinden düşük olduğu ve satış sözleşmesinin dayanağının oluşturan sahte belgelerin aldatma yeteneğini taşıdığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı noter bakımından yapılan işlem hatalı olup davacının kusuru yüzünden nedensellik bağı kesilmemiştir. Yerel mahkemece davanın reddine gerekçe yapılan olgular, istemin tümden reddini gerektirmeyip maddi tazminat tutarından indirim nedeni olarak değerlendirilebilir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, uğranılan zarardan davalı noterin sorumlu olduğu benimsenip davacının bölüşük kusuru da gözetilerek maddi zararın kapsamı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/5330, K. 2010/11524, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama