KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/5644 E., 2010/7671 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma
Davacı ...Ş vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/04/2003 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ...'in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan ... ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı Banka, çalışanları olan davalıların özensiz tutumları ile verilen usulsüz kredilerin geri ödenmemesinden dolayı oluşan banka zararının, kredinin verildiği dönemde yetkili olan davalılardan alınmasını istemiştir.
Davalılar ise, kusur ve sorumlulukları bulunmadığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece verilen ilk karar, verilen kredilere önce takip tarihine kadar reeskont-avans faizi işletilmesi daha sonra bu faizin de asıl alacağa eklenerek toplam miktar üzerinden yeniden reeskont avans faizi yürütülmesinin doğru olmadığı, kullandırılan kredinin miktarı ile bu kredinin ödenmesinde temerrüde düşüldüğü günden itibaren hesaplanacak yasal faizinin ulaştığı miktarın belirlenmesi gerektiği ve faize faiz yürütülmesi de Borçlar Yasası'nın 308. maddesi uyarınca doğru olmadığından bozulmuştur.
Yerel mahkemece, bozmaya uyularak kısmen kabulüne karar verilen tazminatlara icra takibinden başlayarak yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının, davalılar hakkında başlattığı takipte, asıl alacak olarak gösterilen rakam içerisinde zararın doğduğu tarihten takip tarihine kadar geçen süre için yasal faizin üzerinde işletilmiş faiz de bulunmaktadır. Bu durumda yerel mahkemece bozma kararına uyulmuş olmasına karşın bozma gereğinin yerine getirilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Karar, asıl zarara yasal faiz yürütülmesi gerektiğine ve faize faiz yürütülmemesine ilişkin bozma gerekçesine aykırıdır.
Yerel mahkemece, zararın doğduğu günden itibaren yasal faiz yürütülmesi ve faize faiz yürütülemeyeceği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/5644, K. 2010/7671, 23 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama