KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/5796 E., 2010/6857 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 17/03/2004 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Devletin sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin kabulüne ilişkin olarak verilen 19.04.2005 günlü karar, Dairemizin 06.11.2006 günlü kararı ile bozulmuş.
12.07.2008 günlü direnme kararı Hukuk Genel Kurulu’nun 08/10/2008 gün ve 2008/4-591 Esas, 2008/609 Karar sayılı kararı ile direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunarak, dosya esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiştir.
Dairemizin, 01.06.2009 gün ve 2008/14672-2009/7352 sayılı kararı ile davacının zararının; taşınmaz satın alınırken ödenen bedel ve tapu iptaline ilişkin davada ödenen yargılama giderleri kadar olduğu, zarar kapsamının bu olgulara göre belirlenmesi gerekirken, taşınmazın gerçek değerinin ödetilmesine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, bozmaya uyularak, bilirkişi rapor sonucuna göre istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, her bir zarar kalemine ödeme tarihinden itibaren yasal faiz hesaplanarak asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı bulunmuş ve bu sonuç davacının gerçek zararı olarak kabul edilip dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, Borçlar Yasası'nın 104/son maddesi gereğince geçmiş günler faizinin ödenmesinde, gecikme nedeniyle faiz yürütülemeyeceği gözetilerek; davacının, taşınmazı satın alırken ödediği 55.000,000,000 TL alacağına, satın alma gününden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken; ayrıca faiz hesapları yaptırılarak faize faiz yürütülecek biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davacı, dava ve ıslah dilekçesinde, taşınmaz bedeli ile birlikte yaptığı giderler toplamının dava ve ıslah günlerinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınmasını istemiştir. Davacı, ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş faiz alacağına yönelik dava açmamıştır. Buna rağmen işlemiş faize yönelik karar verilmiş olması Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 74. maddesinde düzenlenen istekle bağlılık kuralına aykırı olduğundan karar bu nedenle de bozulmalıdır.
c)Davacı dava ve ıslah dilekçesinde, zarar kalemlerini tek tek belirterek istekte bulunmuş olup bunlar arasında tapu ve emlak komisyoncusu giderlerini göstermemiş, bu giderler yönünden dava açmamıştır. Davacı vekili 26.01.2010 günlü oturumda bu giderleri de zarar kalemlerine eklemek istediğini açıklamış, kabul edilen tazminat tutarı içerisinde tapu ve emlak komisyoncusu giderleri de katılarak bunların da davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, yöntemine uygun biçimde açılan dava ile istenmeyen zarar kalemleri hakkında karar verilemeyeceği gözetilmeyerek, davalının tapu ve emlak komisyoncusu giderleri ile de sorumlu tutulmuş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/5796, K. 2010/6857, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama