KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/6109 E., 2011/7566 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 14/08/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 25/02/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 28/06/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, kişilik haklarına haksız saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı Cumhuriyet Savcılarınca hazırlanan ve kamuoyunda ... adıyla bilinen soruşturma kapsamında düzenlenen 3. iddianamede kendisine yöneltilen isnatların hiçbirinin suç vasfında olmadığını, telefon konuşmalarına suç vasfı kazandırılmasının kendisini mağdur ettiğini ve ağır hakarete uğrayıp küçük düşürülmesine neden olduğunu ileri sürerek 50.000 TL manevi tazminat ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, öncelikle yetki yönünden aksi halde esastan davanın reddini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, yetki itirazının reddine karar verildikten sonra esastan yapılan yargılama neticesinde davalıların kamusal görevlerini yapmalarından ötürü kişisel kusur iddiasının dinlenemeyecek olması nedeni ile istem reddedilmiştir.
27846 sayılı bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin 6110 sayılı yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisince 09.02.2011 günü kabul edilmiş, 14.02.2011 günü resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan yasanın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 93. maddesinden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş olup tazminat davaları başlıklı maddede "Hakim ve Savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar
nedeniyle ancak devlet aleyhine dava açılabileceği, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hakim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamayacağı, .... hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle devlet aleyhinde açılacak tazminat davaları ile rücu davalarında bu madde hükümleri; bu maddede hüküm bulunmayan hallerde ise ilgisine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır." hükmünü getirmiştir.
Aynı yasanın 14. maddesi ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi "Hakimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir" şeklinde değiştirildikten sonra, Geçici 2. maddesinde sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlüğe girinceye kadar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarında;
a-Hakimlerin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davası, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatı ile görülür.", (2) Hakimler ve Savcılar Kanununa eklenen 93/A maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu kanunla değiştirilen 573. maddesi hükümleri bu kanun yürürlüğe girdiği tarihte a-görülmekte olan davalar, b-kesinleşmemiş hükümler, c-miktar veya değeri itibariyle temyiz ve karar düzeltme yoluna gidilemediği için kesinleşen hükümler,
bakımından da uygulanır ve davaya Devlet aleyhinde devam olunur" hükmünü getirmiştir.
Şu durumda, Cumhuriyet Savcısı olan davalılar aleyhinde yürüttükleri bir soruşturma nedeni ile düzenledikleri iddianameden dolayı açılan tazminat davasında karar gününden sonra yapılan yasal değişiklikler uyarınca yeni bir değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/6109, K. 2011/7566, 28 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama