KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/6981 E., 2010/8089 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 16/11/2006-25/05/2007 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali ve rücuen tazminatın dava ve birleşen dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 18/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, asıl ve birleşen davadaki istemler kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, yapı sahibinin sorumluluğuna ilişkin yasal düzenleme gereğince, hafriyat nedeniyle zarar görene ödediği tazminatın bir bölümünün binanın yapımında teknik sorumlu (fenni mesul) olarak görev yapan davalıdan alınması amacıyla icra takibi başlatmış; davalının itirazı üzerine de itirazın iptalini istemiştir. Davacı ayrıca, birleşen dava ile de aynı ödeme nedeniyle ödediği tazminatın kalan bölümünün rücu yolu ile ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin ilk karar Dairemizce; davalının zamanaşımı def’i konusunda olumlu yada olumsuz bir karar verilmek üzere bozulmuş; bozmaya uyularak zamanaşımı def’i reddedilip istem kabul edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının yapı sahibi, davalının teknik sorumlu olduğu binada değişiklik (tadilat) yapıldığı sırada gerekli önlemler alınmadan hafriyat yapılması nedeniyle komşu taşımazda oturanlara zarar verildiği, bunlardan ... tarafından eldeki davanın taraflarına karşı açılan tazminat davasının kabul edildiği, bu karar üzerine 10.05.2005 gününde 36.012,00 YTL ödeyen davacının, bu tutarın 18.006,00 YTL’lik bölümünün 19.09.2006 günü başlattığı icra takibi ile davalıdan alınmasını istediği, davalının zamanaşımı def’i ileri sürdüğü ve borçlu olmadığını belirterek itiraz ettiği, bunun üzerine 16.11.2006 gününde eldeki davayı açan davacının, ödediği bedelin kalan bölümünün ödetilmesi amacıyla 22.05.2007 günlü birleşen davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf icra dosyasına, asıl ve birleşen davalara verdiği yanıt dilekçeleri ile zamanaşımı def’inde bulunmuş; yerel mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine göre Borçlar Yasası'nın 125. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımı def’i reddedilerek istem kabul edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmeye ilişkin değil; haksız eylem nedeniyle zarara uğrayana ödenen tazminatın, haksız eylem sorumlusuna rücuna ilişkin olduğundan davaların dayanağı rücu yolu ile tazminat ve sebepsiz zenginleşmedir. Bu davalar için öngörülen zamanaşımı süreleri ödeme gününden itibaren bir yıl olup icra takibinin başlatıldığı 19.09.2006 ve birleşen davanın açıldığı 22.05.2007 günlere göre dava, zamanaşımına uğramıştır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, asıl ve birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile davalının zamanaşımı savunması reddedilerek istemin kabul edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/6981, K. 2010/8089, 1 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama