KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/8860 E., 2011/10714 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Teknik Müh. Araştırmalar ve Tic. A.Ş aleyhine 08/05/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin miktar itibariyle reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava,tedbirsiz şekilde yapılan hafriyat sebebiyle davacının evinde meydana gelen hasara bağlı kira kaybının tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ,karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Nisan -Mayıs 2003 tarihinde davalının yaptığı hafriyat nedeniyle,davacının evinde meydana gelen zarar ve kira kaybı konusunda aynı mahkemede görülen 01/03/2007 tarih, 2006/348 esas 2007/34 sayılı dosyada;1.431,00 TL hasar bedeli ile 04/05/2005 tarihli keşif tarihine kadar hesaplanan 3.429,70 TL kira alacağının 3 aylık kısmı olan 420,00 TL'ye hükmedilmiş karar kesinleşmiştir.
Davacı, eldeki davada 3.429,70 TL lik kira kaybından kalan miktar ile 04/05/2005 tarihli keşiften,hasar bedelinin ödendiği 30/05/2007 tarihine kadarki kira kaybını talep etmiş,davalı süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur.
Yasalarda def'i, davalının yerine getirmesi gereken bir edimi, özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınması olanağı sağlayan bir hak olarak tanımlanmaktadır. Bunlardan birisi olan zamanaşımı savunması (def'i), süresinde ve yöntemine uygun biçimde ileri sürüldüğünde işin esasının incelenmesine geçilmez ve bu savunma, ön sorun (hadise) biçiminde incelenip karara bağlanır, zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna varılırsa dava salt bu nedenle reddedilir.
Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresi, zararın ve zarar verenin öğrenildiği günde başlar. Davacı 25/07/2003 tarihinde yapılan tespit keşifi ile zararı ve failini öğrenmiştir. Dava ise 08/05/2009 günü açılmıştır. Bu durumda da eldeki davanın açıldığı tarihte yasada öngörülen zamanaşımı süresi geçmiştir. Mahkemece, zamanaşımı itirazının reddedilerek işin esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/8860, K. 2011/10714, 18 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama