KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/9193 E., 2011/10341 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 03/03/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın reddine dair verilen 30/04/2010 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/10/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı, dava dışı SS. ... Konut Yapı koop. Temsilcilerinden, kooperatife ait daireyi satın aldığını ve fakat sonrasında, satış işleminde kooperatif temsilcilerinin imzalarının taklit edildiğini, tapu görevlilerinin sahte evrak tanzimi eylemine katıldıkları ve haklarındaki ceza yargılanmasının sürdüğünü belirterek, tapu görevlilerinin kusurlu ve hukuka aykırı eylemlerinden zarar gördüğünü belirterek tazminat istemiştir.
Davalı taraf zamanaşımı definde bulunmuş, zarar ile illiyet bağının üçünçü kişinin ağır kusurlu eylemiyle kesildiğini, istemin fahiş olduğunu ve ancak satışta harca esas gösterilen miktarın istenebileceğini savunmuştur.
Yerel mahkeme, davacının taşınmazı SS. ... Konut Yapı Kooperatifi ve yüklenici arasında imzalanan satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yükleniciden satın aldığı, bu sözleşmenin geriye etkili olarak mahkeme kararı ile feshedildiği, davacı zararı ile Devlet’in eylemi arasında illiyet bağı olmadığı ve davacının zararını yükleniciden istemesi gerektiğinden davayı reddetmiştir.
Dosyadaki belgelerden, davacının SS. ...
Yapı Kooperatifi ile dava dışı yüklenici arasında imzalanan satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince arsa maliki olan kooperatiften C Blok 27 nolu bağımsız bölümü, kooperatif temsilcilerinden satın aldığı, sonrasında kooperatif tarafından davacı ve diğer taşınmaz satın alanlar aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılarak kooperatif yetkilileri adına düzenlenmiş sahte vekaletnamelerle satış yapıldığından satışların iptalini istendiği ve bu davanın kooperatif ile yüklenici arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedildiği de gözetilerek kabul edildiği anlaşılmıştır.
Şu durumda davacı yükleniciden taşınmazı satın almadığına göre gerekçe yerinde değildir. Davalının sorumluluğu ise tapudaki satış sırasındaki özensiz ve mevzuata aykırı eylemlerden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda satış işlemini gerçekleştiren tapu elemanları haklında ön inceleme yapılarak ceza davası açılmıştır.
Ön inceleme raporunda, davacıya yapılan satış sırasında kooperatifi temsilen satış yapan kişiler adına sahte kişilerce imzalar atıldığı, satım sırasından Tapu ve kadastro Genel Müdürlüğünün 1492 ve 1503 sayılı genelgelerinde belirtildiği üzere yetki belgesi olmadan ve Tapu Sicil Tüzüğünün 13. maddesine uygun olarak hak sahibi usulünce belirlenmeden işlemlerin gerçekleştirildiği ve tapu elemanlarının sahte evrak tanzim ettikleri belirlenmiştir.
Bu durumda davacının satım sözleşmesi sahte olduğundan, satın aldığına gitmesi de mümkün değildir. Tüm bu özetlenen olgular ışığında davacı zararının tapu elemanlarının mevzuata aykırı ve özensiz davranışlarından doğduğunun kabulü gerekir.
Davalının tapu sicilinin tutulması nedeniyle kusursuz sorumluluğu da gözetildiğinde davanın esasına girilmek ve davacı zararını belirleyerek hüküm altına almak gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/9193, K. 2011/10341, 11 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama