KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/10362 E., 2011/13067 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
705 kelime·4 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 17/02/2005-01/11/2003 gününde verilen dilekçeler ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/03/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili duruşmasız olarak incelenmesi davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 06/12/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili gelmedi, karşı taraftan davacı asil ... geldi.
Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemi kısmen kabul edilmiş; karar, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ... ili, ...
Bulvarı 12666 ada, 1 parselde, arsa sahipleri ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince iş merkezi inşaatı yapım işini yüklendiğini, sözleşmeye göre inşa ettiği taşınmazda kendisine düşen bağımsız bölümlerinin tapularını üzerine aldığını, bunlardan 1 ve 2 no lu bağımsız bölümleri dava dışı ...’ya sattığını, bu kişinin de davalı ...’ye sattığını, ...’nin bağımsız bölümler içinde imara aykırı inşaat yapması nedeni ile durumu noter aracılığı ile tespit ettirdiğini, açtığı meni müdahale davasını kazandığını, davalının bu arada taşınmazı diğer davalılara muvazaalı şekilde devir ettiğini, ...
Belediye Başkanlığınca 07.07.2003 günü inşaatın davalının yaptığı imara aykırı yapılar nedeni ile mühürlendiğini, bu nedenle arsa sahipleri ile arasındaki sözleşmede kararlaştırılan sürede inşaatı bitiremeyeceğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ise; davacının kendi kusuru ile inşaatı zamanında bitiremeyerek temerrüde düştüğünü, arsa sahipleri ile yaptığı sözleşme gereği kendisine düşen tüm yerleri sattığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalı ... dışındaki davalılar yönünden inşaata herhangi bir müdahaleleri bulunmaması nedeni ile istemin reddine, davalı ... yönünden ise, davacının yüklenicisi olduğu inşaatın 1 ve 2 no lu bağımsız bölümlerinde imara aykırı yapılar yaparak inşaata müdahalede bulunduğu, bu nedenle inşaatın mühürlenmesine neden olduğu kanaatine varılarak imara aykırı imalatın eski hale getirilmesi bedeli ile, davacıya düşen 17 no lu bağımsız bölümün inşaatın durmasından ve geç bitirilmesinden dolayı bilirkişiler tarafından hesaplanan zarar tutarının maddi tazminat olarak takdirine, davacının manevi zarar gördüğünün de kabulü ile istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, dava konusu inşaatın süresinde bitirilememesinden dolayı arsa sahiplerince davacıya sözleşmenin feshi davası açıldığı ve kabul edildiği henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı inşaattan el çekmiştir. Bu durumda, dava konusu inşaattaki ayıplı imalatın davacı tarafından eski hale getirilemeyeceği anlaşıldığı gibi, 28.11.2008 günü dava konusu inşaat için iskan ruhsatı alındığı bildirildiğinden ayıplı imalatın davacı dışındaki kişilerce eski haline getirildiği de ortadadır. Hal böyle olunca, davacı yararına 1 ve 2 no lu bağımsız bölümdeki ayıplı imalat nedeni ile eski hale getirme bedelinin maddi tazminat olarak ödetilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, sözleşme uyarınca davacıya düşen 17 no lu bağımsız bölümün inşaatın mühürlendiği tarihteki değeri ile dava tarihi arasındaki değeri fark olarak takdir olunan 11.000,00TL tutar da maddi tazminat olarak hüküm altına alınmış ise de, dairenin dava tarihindeki değerinden inşaatın mühürlendiği tarihteki değerinin çıkartılması ile bulunan bu tutar maddi bir zarar olmadığı gibi, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendi adına düşen bağımsız bölümlerin tümünü üçüncü kişilere sattığı, 17 no lu bağımsız bölümün ise arsa maliklerine ait olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda, dava tarihi itibari ile davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendi adına düşen tüm bağımsız bölümler üzerinde tasarrufta bulunduğu, arsa sahiplerince sözleşmenin feshi için dava açıldığı ve feshe karar verildiği ancak henüz feshin kesinleşmediği, feshin kesinleşmesinden sonra davacının uğraması muhtemel maddi zararlar yönünden kesin hüküm oluşturmamak kaydıyla muhtemel zararlar için açılmış bulunan eldeki davanın dinlenemeyeceği anlaşılmakla davacının dava tarihi itibari ile uğradığı maddi bir zarar bulunmadığı için bu bölüm istemin reddi yerine kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/10362, K. 2011/13067, 6 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama