KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/11563 E., 2012/16456 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/01/2006-17/06/2009 gününde verilen dilekçe ile rucüen alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 14/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, rücu yoluyla tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, kalp ameliyatı geçirdikten sonra enfeksiyon kaparak ölen hasta yakınlarının idare mahkemesinde açtığı dava sonucunda kabul edilen tazminatı ödediğini belirterek, ödediği tazminatın kusuru oranında klinik şefi olan davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurulundan alınan 12/05/2011 tarihli raporda sonuç olarak ...'un ameliyatı ile ilgili tıbbi yardım ve hizmette davalının kusurunun bulunmadığı bildirilmesi üzerine davanın reddine karar verilmiştir.
İdare mahkemesince benimsenen 25-26 Kasım 1999 günlü Yüksek Sağlık Şurası raporunda; dava konusu ölüme neden olan enfeksiyonun meydana gelmesinde tedbirsizlik, meslek ve sanatta acemilik nedeniyle davalı doktorun olayda 2/8 oranında kusurlu olduğu, artan 6/8 oranındaki kusurun ise sağlık personelinin kişisel kusur ve savsaması sayılamayacak nitelikte ve hizmetin işleyişi dışında kalan etmenlere (faktörlere) ait olduğu belirlenmiştir. İdare mahkemesince de bu kusur karşılığı da içinde olmak üzere tam kusura göre karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, idare mahkemesinde davalı doktor taraf olmadığından, o davada davalıya verilen kusur kesin nitelik taşımamaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular ve iki bilirkişi raporu arasındaki çelişki gözetilerek, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas dairesinden rapor alınıp davalının olaydaki kusur durumu saptandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/11563, K. 2012/16456, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama