KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/12211 E., 2012/14529 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
350 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vdl. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Nak. Taah. Tur. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... aleyhine 03/04/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 17/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacılar vekiline 05/10/2010 tarihli celse ara kararında 2 ve 3 nolu bendleri yerine getirmesi için süre verildiği, davacılar vekili 09/12/2010 tarihli celsede ilgili bendlerdeki eksikliği yerine getirmeyi taahhüt ettiği, 03/02/2011 tarihli celsede yine davacılar vekiline 05/10/2010 tarihli ve 09/12/2010 tarihli celselerdeki eksikliği yerine getirmesi için ikinci kez ihtaratlı süre verildiği halde eksikliği yerine getirmediği, bilahare bu ihtarlardan sonra vekillikten istifa ettiği, davacı asillere çıkartılan tebligata rağmen duruşmaya gelmedikleri ve eksiklikleri de gidermedikleri, davalı Egelim Nakliyat Şirket vekilinin de verilen kesin sürelere riayet edilmediğinden davanın reddini talep etmesi üzerine ispat edilmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
HUMK hükümleri uyarınca hakim ilk verdiği sürenin kesin olduğunu bildirebileceği gibi, kesin olmayan süre vermesi de olanaklıdır. Şayet kesin olmayan süre verilir ise ikinci defa verilen sürenin HUMK'nun 163. maddesi uyarınca kendiliğinden kesin olacağı tartışmasızdır.
Ancak, bu yasal düzenlemelerin uygulanabilmesi için kendisine kesin süre verilen tarafa kesin sürede yapılması emredilen işlerin neler olduğu, kesin süre verilmesinin anlam ve sonuçları, kesin sürede işlem yapılmaması durumunda o iddiasını kanıtlayamamış sayılacağı duraksamaya ve tartışmaya yol açmayacak biçimde açık ve kesin olarak anlatılmalıdır. O halde, kurulan ara kararının, davanın karar çıkarıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Yasa hükümleri uyarınca, yasaya uygun olduğu söylenemez.
Eldeki dava dosyasında 09.12.2010 tarihli celsede verilen kesin mehilin yukarıda açıklanan koşulları içermediği, mahkemece verilen sürenin açık olmadığı, davacıya ne için kesin mehil verildiği belirtilmediği gibi süreye uymamanın sonuçları da tam olarak açıklanmadığı anlaşılmış olup kararın, bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/12211, K. 2012/14529, 8 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama