KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/12343 E., 2012/15451 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
777 kelime·4 dk okuma
Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 11/09/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 03/02/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre
davalıların tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyizine gelince;
a)Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz olunmuştur.
Davacılar, Bodrum ilçesinde yapılan yat yarışları sırasında, bir yat üzerinde hatıra olarak çektirdikleri fotoğrafın, davalı şirkete ait ve davalılardan ...'ın Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı Milliyet gazetesinin 26.08.2008 tarihli sayısının birinci sayfasında “Sanal vurguncuların 7 yıldızlı keyfi”, “500 bin kişiyi daha soyacaklardı” başlıkları altında yayınlanarak kendilerinin çete üyesi olarak gösterildiklerini ve böylece kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek manevi tazminat istemişlerdir.
Davalı ise, haberin konusunun davacılar olmadığını, güvenlik birimlerince yapılan bir operasyon hakkında bilgi verildiğini, çete üyelerinin haksız olarak elde ettikleri paraları nasıl kullandıkları konusunda yayınlanan söz konusu fotoğrafın çete üyelerinin bilgisayarlarından ele geçirildiğini, haber içeriğinde davacıların kimlik bilgilerine yer verilmediğini, yayınlanan fotoğrafla davacıların kimliklerini teşhis etmenin mümkün olmadığını, iki saniyelik bir görüntüden ibaret olduğunu ve haberde kamu yararının bulunduğunu, fotoğrafın ve haberin güncel olduğunu ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı ...'ye yönelik dava, yayının davacıların kişiliğine yönelik olmadığı, dava konusu yayınlarda güvenlik birimlerince yapılan bir operasyon hakkında bilgi verildiği, haberin detayında çete üyesi oldukları belirtilen kişilerin çalışma yöntemlerinin ve haksız yere elde ettikleri paraları nasıl kullandıklarının haber konusu yapıldığı, haberin içeriğinde davacıların kimliklerine veya çete üyesi olduklarına ilişkin bir bilgi verilmediği, yayınlanan fotoğraftan davacıların teşhisinin mümkün olmadığı, fotoğrafın soruşturma dosyasından temin edildiği, kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Davalı ...'a yönelik dava ise, davalının davaya konu gazetenin yayın sahibi olan şirketin yönetim kurulu başkanı olup, söz konusu gazetenin künyesinde yayın sahibi temsilcisinin ... ... olarak belirtildiği, buna göre bu davalının gerek yönetim kurulu başkanı sıfatıyla gerekse şahsen bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilmiştir.
Dava konusu gazetenin birinci sayfasında; “Sanal vurguncuların 7 yıldızlı keyfi”, “500 bin kişiyi daha soyacaklardı” başlığı altında davacıların fotoğrafı kullanılarak haber yapıldığı, haberin devamında “son yılların en büyük internet soygunlarından birini gerçekleştiren sanal vurgun çetesinin paraları Dubai'deki 7 yıldızlı Burç El Arab otelinde yediği, 500 bin kişinin bilgilerinin de ele geçirdiği belirlendi denilerek habere devam edildiği, gazetenin 4. sayfasında aynı fotoğrafın kullanılarak 'Çete Üyeleri Günlüğü 15 Milyon Dolara Yat Kiralamış' biçiminde ifadeler yazıldığı görülmüştür.
Dosyadaki kanıtlara göre; davacılardan ...'nın, bir seyahat ve turizm şirketinin yönetim kurulu başkanı olduğu, diğer davacının da yat kaptanı olduğu, davacıların, yat yarışları sırasında cep telefonu ile hatıra olarak çektirmiş oldukları fotoğrafın, 'internet yolu ile bankaları dolandıran bir sanal çetenin yakalanması için yapılan operasyonlarla' ilgili yapılan haberde izinsiz olarak kullanıldığı, davacıların yazıda sözü edilen çete ile hiçbir ilgilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan biçimde verilen haberle, olayla ilgisi bulunmayan davacıların, çete üyesi, vurguncu olarak gösterilmiş olmaları, onların kişilik hakkına saldırı oluşturur. Gerçekliği kanıtlanamadığından hukuka aykırı olduğu anlaşılan bu yayın nedeniyle davacıların kişilik hakları zarar görmüştür.
Kural olarak bir kimsenin fotoğrafının izinsiz yayınlanması da hukuka aykırı olup kişilik haklarına saldırı oluşturur.Bu nedenle davacıların, fotoğraflarının altına ayrıca isimlerinin yazılmamış olmasının sonuca etkisi yoktur.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacılar yararına olaya uygun düşecek bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b-5187 sayılı Basın Kanunu'nun 13. maddesine göre; Basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcı, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hüküm, süreli veya süreli olmayan yayınlarda yayın sahibi, marka veya lisans sahibi, kiralayan, işleten veya herhangi bir sıfatla yayımlayan, yayımcı gibi hareket eden gerçek veya tüzel kişiler hakkında da uygulanır. Tüzel kişi şirketse, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde en üst yönetici, şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davaya konu
gazetenin künyesinden yayın tarihinde davalı ...'ın yayın sahibi olan Anonim Şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalı ...'ın da yayından sorumluluğu söz konusu olup onun yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/12343, K. 2012/15451, 18 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama