KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/12712 E., 2012/15881 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 08/10/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, tehdit ve hakaretten kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının kendisine karşı tehdit ve hakarette bulunduğunu beyanla, uğradığı manevi zararın davalıdan tazminini talep etmiştir.
Davalı, davacıya karşı bu tarz bir eylemde bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davacının, davalı tarafından kişilik hakları ihlal edildiği gerekçesiyle açtığı dava, mahkemece kısmen kabul edilmiştir.
a)Kişilik hakları, hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayın gelişim şekli, tehdit ve hakaretin ağırlık derecesi ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, hükmedilen manevi tazminat fazladır, daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. b)Hukuk yargılamasının temel ilkelerinden biri de taleple bağlılık ilkesidir. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığı halde, mahkemece belirtilen ilkeye aykırı olarak takdir edilen tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/12712, K. 2012/15881, 31 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama