KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/13229 E., 2012/16463 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd. aleyhine 16/06/2010 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/05/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı ... vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, İ.İ.K.'nun 89. maddesi gereğince menfi tespit istemine ilişkin olup, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili; müvekkili ...'ın Elazığ 1. İcra Müdürlüğünün 2009/2592 esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığı halde alacaklı vekilinin talebi üzerine müvekkiline İ.İ.K'nun 89. maddesi gereğince 1. 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, müvekkilinin takip dosyasında belirtilen bir borcu olmadığını, müvekkilinin Elazığ 1. İcra Müdürlüğünün 2009/2592 esas sayılı takip dosyasından dolayı borçlu ...'a borçlu olmadığının tespitine ve % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; İcra İflas Yasası'nın 89. maddesi gereğince haciz ihbarnamelerinin davacı ...'a tebliğ edildiğini, ...'ın süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmayarak herhangi bir dava açmadığını, hak düşürücü süre bulunduğunu, davacının borçlu olmadığını ispatlayamadığını, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı ...'ın kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerine karşı her ne kadar süresi içerisinde itiraz etmemiş ise de; davacı tarafın açmış olduğu menfi tespit davasının Borçlar Kanunu'nun genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekeceği, davacının davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığı gerekçesi ile davacının Elazığ 1. İcra Müdürlüğünün 2009/2592 esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminat talebi ile vekalet ücreti talebinin reddine karar verilmiştir.
İ.İ.K 89/3 maddesine göre üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine
-/-
-2-
2011/13229-2012/16463
teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir.
Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez.
Somut olayda Elazığ 1. İcra Müdürlüğünün 2009/2592 esas sayılı takip dosyasında; alacaklı vekilinin talebi üzerine davacıya birinci haciz ihbarnamesinin 04/06/2009 tarihinde, ikinci haciz ihbarnamesinin 19/06/2009 tarihinde, üçüncü haciz ihbarnamesinin ise 06/07/2009 tarihinde tebliğ edildiği, iş bu davanın yasal 15 günlük süreden sonra 16/06/2010 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece bu yön gözetilerek, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/13229, K. 2012/16463, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama