KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/1495 E., 2011/2037 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
290 kelime·1 dk okuma
Davacı ... Gaz. ve Mat. A.Ş ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 02/03/2006 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup yerel mahkemece istemin tümden reddine ilişkin 10.06.2008 gün ve 2007/94-2008/182 sayılı karar, davacıların temyizi üzerine Dairemizin 22.03.2010 gün ve 2009/6749-2010/3146 sayılı kararı ile kişilik haklarına saldırı olgusunun gerçekleştiği, davacılar yararına uygun bir manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Yerel mahkemece taraflara Yargıtay karar örneği ile birlikte duruşma günü tebliğ edilerek bozma kararı doğrultusunda istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 440. maddesi gereğince Yargıtay bozma kararına karşı karar düzeltme yolu açık olan davalarda mahkeme, kararın bozulması üzerine hemen tarafları duruşmaya davet edemez. Aynı Yasa'nın 442/A maddesi gereğince Yargıtay'ın karar düzeltme yolu açık olan bozma kararları, mahkeme yazı işleri müdürünce onbeş gün içinde kendiliğinden taraflara tebliğ edilir. Tarafların duruşmaya davet edilebilmesi için karar düzeltme süresinin geçirilmesi veya karar düzeltme yoluna başvurulmuşsa karar düzeltme incelenmesinin sonucunun beklenmesi gerekir.
Eldeki davada, Yargıtay bozma kararına karşı karar düzeltme yolu açık olduğu halde yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda usul işlemleri yapılmadan, taraflara duruşma günü ile birlikte bozma kararı tebliğ edilerek duruşma yapılıp yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/1495, K. 2011/2037, 28 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama