KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/15091 E., 2012/17448 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vdl. aleyhine 21/01/2009 gününde verilen dilekçe ile tasarrufun iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, muvazaaya (BK 18. madde) dayalı tasarrufun iptali davasıdır. Yerel mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratılanlar, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü, danışıklı olan bir hukuki işlem haksız eylem niteliğindedir. Ancak muvazaalı muamele (danışıklı işlem) ile hakkın zarar gördüğünün benimsenebilmesi için danışıklı işlemde bulunandan bir alacağın var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlemin yapılması gerekir.
Somut olayda; davalı ... ile davacı ... 22 yıllık evli olup evlilik birliği devem ederken alınan 109 ada 67, 231 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar ile ... plakalı araç, davalı eş ... tarafından diğer davalıların annesi ... ve akrabası ...'a 15/8/2009 tarihinde satılarak devredilmiş, bir ay sonra da 15/9/2009 tarihinde de boşanma davası açılmıştır. Kesinleşen boşanma davasında davacı yararına maddi ve manevi tazminata karar verilmiştir.
Davacının bu davadaki amacı muaccel alacağını tahsil edebilmek için hukuki muamelenin kendisi yönünden geçersizliğini sağlamaktır. Davacının bu hakkı, ayni değil kişisel bir hak olması itibariyle kişisel bir sonuç doğurur.
Davacının iddiasının kanıtlanması durumunda iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsilini sağlamaya yönelik bulunduğu da gözetilerek, taşınmazın ayni ile ilgili bulunan tapunun iptaline değil (olayda kıyasen uygulanması gereken İİK’nun 283/1. maddesi uyarınca) iptal ve tescil olmaksızın başka bir olgu veya kararla alacağı kesinleşen davacının bu hakkından dolayı taşınmazın haciz ve satışına karar verilebilecektir. Bu davanın amacı da budur.
Şu halde mahkemece taraflar arasında devam eden alacak davasında ortaya çıkacak miktara göre alacağın tahsiline imkan verecek ölçüde haciz ve satış imkanı sağlanmasına yönelik hüküm kurulmalıdır. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK 438. maddesi uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır.
-/- -2- 2011/15091-2012/17448
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/15091, K. 2012/17448, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama