KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/15149 E., 2012/17315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
347 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 16/02/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 20/07/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 19/11/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
...
KARŞI OY YAZISI
Somut olaya göre davacının Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinde Hakim binbaşı olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı kurumsal olarak Askeri kimliği ön planda olan bir kişidir. Davalı ise davacının babasıyla aynı işi yapıyor olmak itibariyle rekabet halindedir. Davalının davaya esas şikayet dilekçesinde davalının asker
-/- -2-
2011/15149-2012/17315
olması itibariyle ve hukukçuluğunu da kullanarak “Baskı, güç ve iş takipçisi olarak kullandığını” Kars Meydan Müdürü ve ... Valisini etkileyerek “zorla baskıyla ve kanunsuz olarak Y-1 taşıma belgesi aldıklarını” belirterek bir ordu mensubu hakim bu yollara girmesinin doğru olmadığını ileri sürerek davacının son altı ay telefon kayıtlarının denetlenmesini istemiştir.
Devam eden ifadelerle davacının “…kanun dışı şekilde… baskı altında tutma” işlemini gerçekleştirdiğini, yazmış ve imzalamıştır. Ayrıca davacının trafik görevlilerine de müdahale ettiğini belirterek beyan edip imzalamıştır. Davalı bu dilekçeyi tamamen askeri kurumlara yazmış ve göndermiştir. Dolayısıyla davacı bir disiplin zinciri içinde işleyen Türk Silahlı Kuvvetlerinde davacının zarar görmesini amaçlamıştır.
Bu zarar görme yerine göre davacının ordudan ihraç edilmesine kadar ilerleyebilecek bir yöntemdir. Dolayısıyla davacının hak arama özgürlüğünü kullandığı veya bu özgürlüğün sınırları içerisinde kaldığının kabulü olanaksızdır. Davacı delillerde tanık beyanları dahil olmak üzere davacı iddialarını doğrulamıştır.
Davalı gerçekten hak arama düşüncesinde olsaydı, Türkiye Cumhuriyetinde adalet dağıtan kurumlar Türk Silahlı Kuvvetleri birimleri değil yargı kurumları olmakla bu kurumlara başvurmalıydı.
Görüldüğü gibi somut davada saldırının düzeyi ve derecesi açık seçik ortadadır. Buna rağmen ilk derece mahkemesinde, davanın reddedilmiş olması ve bu kararında çoğunluk görüşüyle onanmış olması hukuka uygun olmamıştır. Çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 19/11/2012
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/15149, K. 2012/17315, 19 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama