KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/15416 E., 2012/16854 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
481 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 11/05/2009 gününde verilen dilekçe ile evlenme vaadi ve ziynet eşyaları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 21/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, resmi nikah işlemi yapılmadan evlilik yaşamı sürdürülürken bu ilişkinin sonlandırılması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, düğünden sonra resmi nikah yapılacağı vaadiyle, davalı ile 20/07/2007 tarihinde resmi nikahsız olarak evlendiklerini, davalının bir ay kadar sonra Ankara'ya görevli olarak gittiğini, yedi ay kaldığını ancak kendisini götürmediğini, dönüşte bir süre beraber kaldıktan sonra kendisini evden kovduğunu, resmi nikahı yapılmadığı için baba evine dönmek zorunda kaldığını belirterek, düğünde takılan takı ve paralar için maddi, nikah vaadiyle kandırılması nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı, davacıyı resmi nikah yapma vaadi ile kandırmadığını, beraberliklerinin büyük bir kısmında Ankara'da görevli olduğunu, davacının kendinden kaynaklanan nedenlerle birlikte yaşadıkları evi terk ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ziynet eşyası konusunda olağan olan durumun bu çeşit eşyanın kadının üzerinde bulunması ya da evde muhafaza edilmesi olduğunu, davacının evi terk ederken bunların elinden zorla alındığını ispatlayamadığını, reşit bir kadının kendi isteği ile gayriresmi birlikteliği durumunda manevi tazminata hükmolunacağı hususunun da yasalarda düzenlenmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ile davalı arasında Medeni Yasa’ya uygun olarak gerçekleştirilen ve hukuk alanında geçerlilik taşıyan bir evlilik ilişkisi bulunmadığından, aralarındaki uyuşmazlığın aile hukuku kurallarına göre değil, Borçlar Yasası ve özellikle Borçlar Yasası’nın haksız eyleme ilişkin düzenlemeleri gereğince çözümlenmesi gerekir.
-/-
-2- 2011/15416-2012/16854
Resmi nikah yapılacağı konusunda verilen söze inanarak, tarafların ailelerinin ve yakınlarının katılımı ile gerçekleştirilen düğün töreninden sonra davalı ile birlikte olan ve karı-koca hayatı yaşayan davacının, daha sonra resmi nikah işlemi gerçekleştirilmediğinden ortak konuttan ayrılmak zorunda kalması, toplumun geleneksel yapısı ve tarafların yaşadıkları sosyal çevre gözetildiğinde, toplumda dul damgası taşımasına yol açacağından ortaya çıkan bu olgu, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturur.
Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 14/11/2012
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/15416, K. 2012/16854, 14 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama