KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/2397 E., 2011/4039 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... Yayıncılık ve İletişim Tic. AŞ adına ... aleyhine 27/05/2008 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/12/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 12/04/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ve ... Yay. Tic. AŞ vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat A. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece bozmaya uyularak istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, ... gazetesinin 15.05.2008 günlü sayısında “Büyükanıt’a dosya verildi mi ?” başlığı ile yayımlanan yazıda yer alan davacılardan ...’ın yapmış olduğu harcamaları içeren bir dosyanın o sırada Genel Kurmay Başkanlığı görevinde bulunan eşi diğer davacı ... ile Başbakan arasında gerçekleşen ve kamuoyunda “Dolmabahçe Görüşmesi” olarak bilinen görüşme sırasında önüne konduğu ve içeriğinin ürkütücü olduğu, yaşanan bu olay nedeniyle davacı ...’ın o günden sonra Başbakanı ve partisini hedef alan açıklamalardan kaçındığı ve görev süresinin uzatılmamasını istemesinin altında bu nedenin yattığı biçimindeki gerçeğe aykırı açıklama ve yorumların kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemişlerdir.
Yerel mahkemece istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin ilk karar; başka bir soruşturma nedeniyle dava dışı ...’un evinde yapılan arama sırasında davacılar hakkında da bazı kanıtların elde edildiğinin ileri sürüldüğü, kanıtların sunulması aşamasından sonra ortaya çıkan bu kanıtlar getirtilip tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece; uyulan bozma kararı doğrultusunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nden ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan, dava dışı ...’un evinde yapılan aramada bulunan davacılara ilişkin doküman, belge, görüşmelerin, arama kayıtları ve tutanaklarının gönderilmesi istenilmiş; ilgili kayıtlar 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir CD’ye aktarılıp üzerine “CD içerisinde özel hayatın gizliliğini ihlal edecek veriler bulunduğu ve çoğaltılması suç teşkil edebilir” biçiminde açıklama yazılmak suretiyle yerel mahkemeye gönderilmiş;
tarafların dosyadaki kanıtlardan olan CD’nin birer örneğinin kendilerine verilmesine ilişkin istemleri, CD’nin özel yaşam ile ilgili bilgiler içerdiği ve taraflara verilmesinin davacının özel yaşamının ihlali sonucunu doğuracağı gerekçesiyle reddedilmiş; kasada saklanan CD’nin bir örneğinin gerekli uyarı yapılarak teslim edildiği bilirkişi, CD’nin davacılar ile ilgili bölümlerini çözümlemiş ve yerel mahkemece, bu çözümlemeye göre dava sonuçlandırılmıştır.
Tarafların kanıtı olan ve içerisinde dava konusu yayınla ilgili bilgilerin bulunduğu iddia edilen CD içeriğinin bilinmesi, tarafların dayandıkları kanıtın niteliğini öğrenmeleri, bu kanıta ilişkin savunmalarını sunabilmeleri ve yapılan bilirkişi incelemesini denetleyip gerekli itirazlarda bulunabilmeleri için gereklidir. Taraflara, dava dosyasındaki tüm belgeler hakkında bilgi sahibi olma ve görüş bildirme hakkının tanınması, adil yargılanmanın da gereğidir. Tarafların bilgi sahibi olmadıkları kanıtlar hakkında savunma haklarını kullanmaları düşünülemeyeceğinden, adil yargılanma haklarının ihlali de kaçınılmazdır.
Yerel mahkemece, dava konusu yayın ile ilgili olduğu ileri sürülen CD’nin niteliği de gözetilerek, tarafların da bulunduğu bir ortamda, bilirkişi ile birlikte CD’yi izleyip incelemeleri, bilirkişinin düzenleyeceği raporu sunmasından sonra tarafların bu konudaki savunmalarını yapmalarının sağlanması gerekirken, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde, CD üzerindeki çoğaltılmamaya ilişkin açıklama gerekçe gösterilerek tarafların dayandıkları kanıtların içeriğini öğrenmelerine engel olunması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/2397, K. 2011/4039, 13 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama