KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/6056 E., 2012/8533 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
308 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 20/02/2009 gününde verilen dilekçe ile yaralamalı trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/12/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15/05/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, yaralamalı trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
a)Dosya kapsamından tarafların kusur durumuna ilişkin herhangi bir bilirkişi raporunun alınmadığı, davalının tam kusurlu olduğu kabul edilerek zarar kapsamının belirlendiği anlaşılmaktadır. Oysa, davalı hakkında ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda davacının da tali kusurlu bulunduğu belirtilmektedir. Şu halde, davacının kazada kusurunun bulunup bulunmadığı yönünde bilirkişi raporu alınmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
b)Yine hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda, davacının sigortasız ve parça başına çalıştığı iddia edilen işyerinden alınan ve resmi bir belge olmayan yazılı belgede belirtilen geliri esas alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Herhangi bir resmi işleme konu olmamış bu belgedeki gelirin davacının bilinen geliri olarak esas alınması doğru görülmemiştir. Şu halde, davacının asgari ücret üzerinden gelir elde ettiği benimsenerek zarar kapsamının belirlenmesi gerekir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/6056, K. 2012/8533, 15 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama