KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/6887 E., 2012/8737 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
380 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vdl. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd. aleyhine 03/12/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/11/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre
davalıların tüm davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-)Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, desteğin vefatıyla sonuçlanan trafik kazasında davalıların kusurlu olduğunu beyanla destekten yoksun kalma tazminatı ve uğradıkları üzüntünün telafisi amacıyla da manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmişlerdir.
Davalılar, kusursuz olduklarını beyanla davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda; tarafların kusur durumu,olayın oluş şekli, vefat eden küçüğün yaşı, ölenin davacılara olan yakınlığı ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında; davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı düşüktür. Davacılar yararına daha yüksek düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/6887, K. 2012/8737, 17 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama