KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/7053 E., 2012/9782 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ..... tarafından, davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş aleyhine 15/02/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/03/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 05/06/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ..... geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava; kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, istemin kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, hiç ilgisi olmadığı halde davalı tarafından verilen şikayet dilekçesi ekinde kendisine ait kimlik bilgilerinin bulunduğunu bu nedenle yokluğunda yapılan ceza yargılamasında karşılıksız çek keşide etmek suçundan verilen mahkumiyet kararı uyarınca gözaltına alındığını, yargılamanın yenilenmesi davasında suçla ilgisi olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiğini belirterek uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı, süre uzatım kararı ile belirlenen sürede zaman aşımı definde bulunarak haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı tarafından Cumhuriyet Savcılığı'na sunulan 18/4/2007 tarihli ihbar dilekçesi ekinde davacıya ait kimlik bilgileri kullanılarak karşılıksız çek keşide etmek suçundan şikayette bulunulduğu, yokluğunda yapılan yargılamada karşılıksız çek keşide etmek suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 10/10/2007 tarihinde kesinleştiği, cezanın infazı aşamasında davacının 23/4/2008 tarihinde gözaltına alınıp aynı gün para cezası tahsil edilerek serbest bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının, 1/8/2008 tarihli dilekçeyle; mahkumiyetine dair verilen kararın yeniden yapılacak yargılama ile kaldırılmasını talep etmesi üzerine yapılan yargılamada karşılıksız çek keşide etmek suçuyla ilgilisi olmadığı belirtilerek 17/11/2008 tarihinde beraatine karar verildiği, kararın davacıya 26/12/2008 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki tazminat davasının ise 15/2/2010 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, Borçlar Kanunu'nun 60/1 maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Somut olayın gelişim biçimine göre de eylemin suç teşkil etmediği, yanılgı sonucu davacıya ait kimlik bilgilerinin davalı banka tarafından ihbar dilekçesine eklendiği anlaşılmaktadır.
Şu halde davacının beraatine dair verilen kararın kesinleştiği tarihten itibaren Borçlar Kanunu 60/1 maddesinde öngörülen 1 yıllık zaman aşımı süresi içinde dava açılmadığından süresinde zaman aşımı definde bulunulduğu da gözetilerek zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek yazılı biçimde kısmen kabul kararı verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/7053, K. 2012/9782, 5 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama