KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/7383 E., 2012/8718 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
655 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ...tarafından, davalı Polat Mad. San. ve Tic. A.Ş aleyhine 09/03/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kablüne dair verilen 15/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazına gelince,dava, haksız eylem nedeniyle açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; davacılara ait taşınmazlara sınır olan bölgede, davalı şirketin yaklaşık 25 yıldır kuvars madeni işletmeciliği yapmakta olduğunu, ancak çevre ve sağlık ile ilgili güvenlik tedbirleri alınmamış olduğundan ocaktan çıkan silis atıklarının davacıların arazilerine akmakta olduğunu, dinamit patlamaları sırasında toz bulutlarının tüm araziyi ve ağaçları kaplayıp, ağaçları görünmeyecek hale getirmekte olduğunu, taşınmaz üzerindeki zeytin ve diğer ağaçların zarar gördüğünü, bu hususta tespit yaptırdıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacı ... için 11.440,00-TL, ... için 39.400,00-TL zararlarının davalı tarafça tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan keşif sonrası ziraat bilirkişisinin raporunu mahkemeye vermesinden sonra davacı vekili, 21/12/2010 tarihinde mahkemeye verdiği dilekçe ile davasını ıslah ettiğini belirtip dava dilekçesindeki taleplerini davacı ... için 7502,45-TL, ... için 21.229,85-TL ye indirdiğini belirtmiş, davacının bu istemi mahkemece de ıslah olarak değerlendirilip kabul edilmiştir.
HUMK'nun 83.maddesine göre iki taraftan her biri usule ilişkin olarak yaptığı işlemi tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Yani düzeltebilir. Bu niteliği itibariyle ıslah, gerçeğin meydana çıkması bakımından öğretide faydalı bir müessese olarak kabul görmektedir. Islah, HUMK'nun 185.maddesinde açıklanan ve bir tarafın izni olmaksızın diğer tarafın gerçekleştiremeyeceği işlemlerin yapılmasına olanak sağlayan istisnai bir usul işlemidir.
Davacının buradaki talebi, bir usul işlemi olmayıp maddi hukuka taalluk eden kısmi feragattir. Doktrinde buna talep sonucunun daraltılması (azaltılması) da denilmektedir. Davacının talep sonucunu azaltması, davayı genişletme veya değiştirme sayılmaz. Tam veya kısmi feragat için karşı tarafın iznine ve ayrıca bunun için ıslah yoluna başvurulmasına gerek yoktur (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- altıncı baskı cilt IV sayfa 4048-4049). Dolayısıyla davacı vekilinin bu isteminin, ıslah müessesesinin mahiyetiyle bağdaşır bir yönü de bulunmamaktadır. Mahkeme, işlemin bu niteliğini belirlemede hataya düşmüştür. Kural olarak karşı tarafın iznine bağlı olmadan düzeltilecek işlemler ve yapılacak talepler için ıslah yoluna başvurulmaz.
Bu olayda davacı vekili, hak ettiğinden daha yüksek bir talepte bulunduğunu bilirkişinin mahkemeye verdiği raporla fark edip ret ve kabul oranına göre davalı lehine ödemesi gereken vekalet ücretini daha az bir seviyeye indirmek için bu yola başvurmuştur.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere mahkemece, davacı vekilinin istemi,kısmi bir feragat olarak kabul edilip, feragat edilen bölüm yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi ve yine kabul edilen bölüm yönünden davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken davacının yaptığı işleme yanlış anlam verilmek suretiyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi ve davalının tüm yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/7383, K. 2012/8718, 17 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama