KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/7603 E., 2012/10255 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat..... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 11/01/2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/02/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ..., ..., ..., ... vekili Avukat ..... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1)Davalılardan ..., ..., ... ve ...'un asıl davaya yönelik temyiz itirazları yönünden;
Asıl dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin, birleşen dava; Borçlar Kanunu 18. maddesine dayalı muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalılardan ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalılar murisi ...'un, .....'ün ölümüne, ...'ün ise ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu davalılar murisinin Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin 200/225 Esas 2001/223 Karar sayılı ilamı ile 25 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini belirterek, olay nedeni ile manevi tazminata karar verilmesini talep etmişlerdir.
Birleşen dosyada davacılar, davalılara yönelik maddi tazminata ilişkin davalarının Gebze 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/18 esas sayılı dosyasında devam ettiğini, dava devam ettiği sırada davalı ...'un öldüğünü, davalının adına kayıtlı bulunan ....
29K 3b pafta, 1107 ada, 14 parselde kayıtlı ve ..... mah ... sok N:12 .... adresinde bulunan taşınmazın ... tarafından 6/12/2000 tarihinde davalılardan ...'a değerinin çok altında bir bedel gösterilerek devredildiğini, satışın bu hali ile kabul edilemez muvazaalı satış olduğunu, alacaklılardan mal kaçırma amacını taşıdığını, bu nedenle tapunun iptaline, iptal hükümleri kapsamında taşınmazın mirasçılar ve miras tasfiye hükümlerine göre yeniden tesciline, davalı ... tarafından taşınmazın satış devrinin bir başka şahsa yapılması halinde bu davalının taşınmazın piyasa değeri oranında tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalıların miras bırakanlarının davacıların miras bırakanı ...'ün ölümüne, davacı ...'i aynı olayda yaralayıp sakat kalmasına sebep olduğu belirtilerek manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, birleşen dosyada mirasın reddi işleminin muvazaalı yapılması nedeniyle yok sayılmasına ve alacaklıdan mal kaçırıldığı kabul edilerek tapu iptali ve tesciline yönelik davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamında: davalılardan ...'un mirası süresi içerisinde reddettiği, ..., ..., ...'un terekenin borca batık olması nedeniyle mirasın gerçek reddini istedikleri, mirasçılardan .....'un ise herhangi bir reddi miras talebinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemenin kabulüne göre mirasçılar muvazalı davranarak mirası red etmişlerdir. Ancak davalılardan ...'un murisin ölümünden sonra yasal süresinde mirası reddettiği, mirasçılardan..... dışında kalanların ise terekenin borca batık olduğunun tesbiti davası açtıkları ve bu davanın kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf mirasın reddinden yargılama aşamasında haberdar olmuştur.
Türk Medeni Kanunu 617. maddesi uyarınca davacılar mirasın reddi işleminin kendilerini zarara uğratmak amacıyla yapıldığı kanaatine vardıklarında 6 ay içerisinde dava açarak miras reddi işleminin iptalini istemeleri gerekir. Davacılar tarafından miras reddi işleminin iptaline ilişkin açılmış bir dava bulunmamaktadır. Şu durumda bu davalılar açısından mirasın reddine ilişkin karar iptal edilmediğine göre, davalılar manevi tazminattan sorumlu değildir.
2)Davalılardan ..., ..., ... ve ....'un birleşen dosyaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; temyiz eden davalılar, mirası reddettiğinden bu davalılar yönünden birleşen davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan yönler gözetilmeden yazılı şekilde tescile hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/7603, K. 2012/10255, 12 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama