KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/7689 E., 2012/10272 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat.... tarafından, davalı ... aleyhine 14/07/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 23/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, MK. 1007 maddesi uyarınca düzgün tutulmayan tapu sicil kaydından dolayı uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, .... köyü 47 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazı 1993 yılında kadastro tespitinden sonra malik olan İmam oğlu ...'dan satın aldığını, Diyarbakır-Urfa yoluyla ilgili Karayolları Genel Müdürlüğünün çalışmaları sırasında taşınmaza fiilen el atıldığında kamulaştırma yapılmasını beklerken Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Şanlıurfa 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/735 esas sayısında açılan dava da 1961 yılında yol için kamulaştırma yapılmış olduğu ve 47 parselin 1236,72.m2.lik kısmının daha önce yapılan kamulaştırmanın sınırları içerisinde kaldığı iddia edilerek tapusunun iptalinin talep edildiğini,
araziyi devralırken tespit tutanağında ve tapu kütüğünde kamulaştırmaya ait hiçbir kayıt bulunmadığını ve devirden dava tarihine kadar kendisinin tasarruf ettiğini, haksız ve yersiz açılan anılan davanın reddedilmesi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilerek tapusunun iptal edildiğini,bu nedenle uğradığı zararın tazmini talep etmiştir.
Davalı; TMK'nun 1007 maddesi gereğince tapu sicil müdürlüğünün yapmış olduğu bir eylem yada eylemsizlik bulunmadığını, ...1007. maddesinin şartlarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, Karayolları 9. Bölge Müdürlüğünce dava konusu taşınmazın kamulaştırma işlemleri sırasında kamulaştırma kanunun 7. ve 31. maddesi anlamında kamulaştırma işleminin tapuya şerh edilmesi için yazı yazıldığına dair bir belgeye ulaşılamadığı ve davada tapu sicil müdürlüğünün hukuka aykırı herhangi bir eyleminin bulunmadığı, kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerden, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün “kamulaştırılan kısım yol olarak sicilden terkin edildiğinden, kamulaştırma işleminin Tapu Sicil Müdürlüğü'ne şerhinin anlamı kalmamıştır.” şeklinde bir cevabi yazısının bulunduğu ve tapu kadastro çalışmalarının kamulaştırma işleminden sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yine dosya içerisinde bulunan belgelerden dava konusu yerin sicilden terk edildiğine dair tapu senet örneğinin düzenlendiği görülmektedir. Bu durumda Tapu Sicil Müdürlüğü'nün bir kusuru olmadığından bahisle davanın reddi doğru değildir. Tapu Sicil Müdürlüğü MK 1007 gereğince kusursuz sorumlu olup, işin esasına girilerek davacının zararı olup olmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/7689, K. 2012/10272, 12 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama