KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/8682 E., 2012/10794 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
443 kelime·2 dk okuma
Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ..... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 11/05/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/04/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19/06/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili avukat ..... geldi, karşı taraftan davacılar adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan davalıların temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Bunlardan davacılar HUMK'nun 432/1. maddesinde yazılı onbeş günlük ve 427/4 ve 433/2. maddelerinde belirlenen on günlük süreleri geçirdikten sonra temyiz ettiğine göre temyiz isteminin reddi gerekir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
3-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Borçlar Kanunu'nun 47. ve 49. maddeleri hükümlerine göre hakimin özel halleri ve kişilik haklarına saldırıyı göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan işte, yaralanmaların niteliği, zararlandırıcı olayın meydana geliş tarihi ile yukarıda gösterilen ilkeler göz önünde tutulduğunda, davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat miktarları fazladır. Daha uygun düzeyde manevi tazminatlar takdir edilmesi gerekir. Karar, bu bakımdan yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/8682, K. 2012/10794, 19 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama