KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/9271 E., 2012/10827 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat .... tarafından, davalı ... mirasçıları ... ve diğerleri aleyhine 14/09/2001 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 03/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılardan ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, kasten yaralama nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin reddine karar verilmiş; karar, davacı ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 23/09/1997 tarihinde davalı ...'ın kendisini silahla yaraladığını, davalı ...'ın eşi olan diğer davalı ...'ın ise azmettiren olması nedeni ile zarardan sorumlu olduğunu belirterek; uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini istemiştir.
Davalılar ise istemin reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Dava sırasında davalılardan ...'ın vefat etmesi üzerine; mirasçıları olan ..., ..., ... ve ... davaya dahil edilmişlerdir.
Yerel mahkeme, davacının yaralanmasının davalı ...'ın haksız fiili sonucu meydana geldiğini, ancak ...'ın azmettiren olarak fiile iştirak ettiğine ilişkin delil bulunmadığını, yargılama sırasında vefat eden davalı ... mirasçılarından bir kısmının mirası reddettiklerini, miras red dosyasında murisin ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle mirası reddeden mirasçıların tazminattan sorumlu olmadıklarını, bir kısım mirasçıların mirasın reddi hükümlerinden faydalanması karşısında aynı murisin diğer mirasçılarının bundan ayrı tutulmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceğini belirterek tüm davalılar yönünden davanın reddine karar vermiştir.
Dosya arasına getirtilen mirasın reddine ilişkin dava dosyaları ile tüm dosya kapsamından; davalı ... mirasçılarından ... dışındaki mirasçıların mirası kayıtsız ve şartsız olarak reddettikleri anlaşılmaktadır. Mirası reddeden mirasçıların, murisin haksız fiili sonucu doğan zarardan sorumlu tutulamayacaklarında duraksama bulunmamaktadır. Uyuşmazlık mirası reddetmeyen mirasçının sorumluluğu hususunda toplanmaktadır.
Davalı ..., davanın kendisine usulüne uygun olarak bildirilmesine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi davaya karşı da herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır. Bu durum davalının davayı kabul etmediği anlamında değerlendirilecektir. Ne var ki; davalının davaya cevap vermemesi davaya itiraz ettiği anlamına gelse de; davalının defi olarak ileri sürebileceği hususlarda mahkemenin resen değerlendirme yapabileceği sonucu çıkarılamaz.
Davalı ... mirası reddetmediği gibi, yargılama aşamasında da savunma olarak terekenin borca batık olduğunu ve mirası reddetmiş sayılması gerektiğini ileri sürmemiştir. Bu husus dava şartı ya da itiraz olarak değerlendirilemeyeceğinden mahkemece resen gözetilebilecek hususlardan değildir. Mirası reddetmeyen davalı ... hakkında hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Davalı ...'ın diğer temyiz itirazına gelince; Mahkeme kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... lehine 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmetmiştir. Davalı ...'nin kendi adına dava açılmış, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulmuş, maddi tazminat istemi davacı tarafça ıslah edilmiş ve mahkemece her iki istem yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10 ve 12. maddeleri uyarınca; reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/9271, K. 2012/10827, 20 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama