KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/9555 E., 2011/9080 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
282 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/11/2009 gününde verilen dilekçe ile tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09/11/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı; ... ilçesi, ... köyü, 6 pafta, 1145 nolu parselin 1000/504800 hissesini 1978 yılında satın aldığını, resmi senette de bu miktarın yazılı olduğunu, ancak her nasılsa tapu kütüğüne hissenin 500/504800 yazıldığını, bu nedenle Akfırat Belediyesinin imar uygulamasında hissesi karşılığı eksik miktarda arsa tapusunun verildiğini beyan ederek tapuda yapılan bu yanlışlığın tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın imar uygulamasına konu olduğunu, Akfırat Belediye Başkanlığı tarafından imar cetvellerinin askıya çıkarıldığını, 1 aylık askı ilan süresinde itiraz edilmeyerek imar cetvellerinin kesinleştiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; yanlışlık belirtilerek tespit talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme yeterli bulunmamaktadır. Davacı adına tapu kaydı 23/06/1978 tarihinde oluştuğuna göre; dayanak tüm tapu kayıtlarının ve tedavüllerinin getirtilmesi; kayıtlar arasındaki bağlantıların bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle irdelenmesi ve eksik yazıldığı ileri sürülen 500/504800 oranındaki payın akıbetinin belirlenmesi; bu payın açıkta bırakıldığının tespit edilmesi durumunda yazılı biçimde kabul kararı verilmesi; şayet, bu pay başka kişi veya kişiler adına tescil edilmiş ise bunlar aleyhine dava açılmaksızın eldeki davanın görülebilme olanağı bulunmadığı ve husumet eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/9555, K. 2011/9080, 14 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama