KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/9919 E., 2012/15150 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
283 kelime·1 dk okuma
Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 12/03/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destek ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, oğullarının vefatına sebep olan trafik kazasının davalının kusuruyla meydana geldiğini beyanla maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 141/3 madde hükmüne göre "bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." Yazılacak hükmün gerekçesi davada tespit edilen maddi vakıalar ile bundan sonra kurulacak hüküm fıkrası arasında bir bağ vazifesi görür. O yüzden hüküm bir gerekçeye dayandırılmalıdır. Bu nedenle de yazılacak gerekçeyle kurulacak hükmün birbirine aykırı olmaması gerekir.
Somut olaya gelince; karar gerekçesinde " Mahkememizce davacıların her ikisi için de 15.000,00'er TL manevi tazminat takdir edilmiş olmasına..." denilerek, kurulan bu gerekçede davacı ... için de 15.000 TL manevi tazminat takdir edilmiş, ancak, bundan sonra yazılan hüküm fıkrasında "davacı ... için...15,00 TL..." manevi tazminat takdir edildiği yazılarak, gerekçeyle hüküm fıkrası arasında bağ kurulmamış, tam aksine yazılan gerekçeye aykırı olarak hüküm tesis edilmiştir.
Hükmün gerekçesiyle hüküm fıkrasının çelişkili olması doğru bulunmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/9919, K. 2012/15150, 16 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama