KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/13666 E., 2013/11726 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
Davacılar ... vdl. vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 15/09/2003 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların ve davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-)Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, sürücü davalının kusuruyla meydana gelen trafik kazasında müteveffanın vefat ettiğini beyanla, destekten yoksun kalma tazminatı ve yaşanılan üzüntünün telafisi amacıyla da manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmişlerdir.
Davalılar, kusursuz olduklarını beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava, haksız eylem nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin olup faiz başlangıcı haksız eylem tarihi olmalıdır.
Davacılar vekili dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep etmiştir. Eldeki davada haksız eylem tarihi 11.08.2003 tarihi olup, faiz başlangıç tarihi bu tarih olmalıdır. Ancak, mahkemece hüküm fıkrasında manevi tazminat yönünden faiz başlangıç tarihinin yukarıda belirtilen kural ve davacılar talebi gözardı edilerek belirtilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-)Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda; tarafların kusur durumu, kusurun çoğunluğunun davacı ... da bulunması, olayın oluş şekli, özellikle olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında; davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat fazladır, daha alt düzeyde bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/13666, K. 2013/11726, 18 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama