KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2013/10212 E., 2013/12148 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
478 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 14/12/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21/02/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalı belediyenin haksız yıkım eylemi nedeniyle davacının zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, tapuda adına, "kayadan oyma ambar ve arsa" niteliği ile kayıtlı taşınmazdaki oyma ambarın belediye tarafından iş makinesi ile haksız olarak yıkılarak zarar verildiğini belirterek, zararının giderilmesini istemiştir.
Davalı, yıkım eylemini gerçekleştirmediğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı belediyenin sorumluluğuna dayanak yapılan olgular, kamu hizmeti ile ilgili ve hizmet kusuruna ilişkindir. İdari eylem ve işlemlerden doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalı ... yönünden, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacıya ait olan ve tapuda "kayadan oyma ambar ve arsa" niteliğiyle kayıtlı bulunan taşınmazdaki oyma ambarın, davalı ... tarafından iş makinesi ile haksız olarak yıkılarak zarar verilmesi nedeniyle oluşan zararının tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Davalı belediyenin temyizi üzerine Dairemizin değerli çoğunluğunca, hadisenin kamu hizmeti ile ilgili olup ve hizmet kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle, davanın idari yargı yerinde açılması gerektiğinden bahisle yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 11/02/1959 tarih, 1958/17 E. 1959/15 K. sayılı kararında içtihadı birleştirme kapsamında olmadığına yer verilerek vurgulandığı üzere;
Bir kamu kurumunca bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayan yerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak ya da moloz yığılması neticesinde oluşan zararların tazmini davası, başkasının malına kamu kurumunun dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı, ayrıca plan, proje ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağından dolayı, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılacağı bildirilmiştir.
Ayrıca, işlerin plan ve projelere uygun yapılmaması hali de idari karara aykırı bir hareket bulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir eylem sayılamayacağı, bu bakımdan böyle bir iddia ile açılmış olan davanın haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacağı öngörülmüştür.
Diğer yandan, davalı ... yıkım eylemini gerçekleştirmediğini savunmaktadır.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde, dava haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davası olup, adli yargının görevleri arasındadır. Bu itibarla; sayın çoğunluğun davaya idari yargıda bakılması icap ettiğine ilişkin bozma kararına katılmıyoruz. 24/06/2013
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/10212, K. 2013/12148, 24 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama