KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2013/122 E., 2013/11801 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vdl. vekili Avukat..... tarafından, davalı A Telekom Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 24/12/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/05/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18/06/2013 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat Murat Güngör geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, elektrik çarpması nedeni ile ölümden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, dava dışı Vodafone A.Ş.'ye ait baz istasyonunun elektrik işlerini alan davalı şirketin söz konusu işi taşeron firmaya devrettiğini, taşeron firmanın da işi murislerine yaptırdığını, murislerinin baz istasyonunda çalıştığı sırada elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdiğini beyanla, ölümünden dolayı uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuşlardır.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacılar yararına hesaplanan maddi tazminat tutarları hüküm altına alınmış, manevi tazminat istemi yönünden ise dava açılmadan önce manevi tazminat adı altında davalıdan bir miktar para tahsil edilmesinden dolayı istemin reddine karar verilmiştir.
Davalı, davacılar tarafından açılan davadan aracı üzerine konulan haciz ile haberdar olduğunu, ne dava dilekçesinin ne de kararın kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediğini, Ankara Ticaret Odası'nın, şirketin merkezini İzmir iline taşıdığı ve Ankara Ticaret Odasındaki kaydın resen terkin edildiğini mahkemeye bildirmiş bulunmasına karşın Ankara'daki adreslerine tebligat yapılmasının usulüne uygun olmadığını savunarak öncelikle temyiz isteminin süresinde olmadığından bahisle mahkemenin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasını, savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile asıl kararın bozulmasını istemiştir.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davalının adresinin Ankara Ticaret Odasından sorulduğu, odanın 05.04.2011 tarihli cevabında “Yukarıda ünvanı ve sicil numarası yazılı şirketin 28.05.2009 tarihinde ticaret sicil tüzüğünün 47. maddesine göre belge alarak merkezini İzmir iline nakletmiş olup memurluğumuzdaki kaydı resen terkin edilmiştir, gerekli bilgilerin İzmir ticaret sicil memurluğundan sorulması rica olunur” şeklinde bilgi verildiği, ancak mahkemece terkin olunan kayıttaki adresine tebligat kanunu 35. maddesine göre dava dilekçesi ve gerekçeli kararın tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” hükmünü düzenlemektedir.
Şu durumda, davalı şirketin, şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret sicil memurluğundan adresi sorulmadan, kaydının terkin olunduğu Ankara Ticaret Sicil memurluğundaki eski adresine yapılan tebligatlar usulsüzdür. Bu nedenle, Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/556-2012/236 esas karar sayılı 03.09.2012 günlü temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararı kaldırılmalıdır. Davalıya kendisi hakkındaki yargılama ile ilgili bilgi verilmeden, açıklama ve ispat hakkı tanınmadan hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/122, K. 2013/11801, 18 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama