KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2013/2511 E., 2013/19929 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...Ş. aleyhine 10/02/2012 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 11/12/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Asıl dava ve birleşen dava basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; karar asıl ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl davada davacı ... davalı ...Ş 'ne ait www.posta.com.tr adlı internet sitesinde 04/01/2012 tarihinde ''Yaralı oğluna değil otomobiline ağladı'' ve ... Gazetesinde 05/01/2012 tarihinde ''Baba arabasına anne oğluna ağladı'' başlığıyla yayınlanan haberler ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Birleşen davada davacı ... davalı ... San. Tic. Ltdi. Şti.'ne ait www.sonhaberler.com adlı internet sitesinde ''Bu nasıl Baba'' başlığıyla yayınlanan haberler ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiştir.
Dosya arasındaki tüm bilgi ve belgelerden, asıl davanın ve birleşen davanın ... tarafından açıldığı, mahkemece tek bir hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK 297/2. maddesi uyarınca; (1086 sayılı HUMK 388. maddesi) hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Şu durumda, mahkemece, asıl dava ve birleşen davada davacının taleplerinin her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, birleşen dava hakkında bir hüküm kurulmamış olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/2511, K. 2013/19929, 16 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama