KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2013/3744 E., 2014/866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2014
- Mahkemesi
- Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 11/12/2012
- Numarası
- 2011/391-2012/697
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı M.. Ö.. vekili Avukat M.S.. tarafından, davalı M.. K.. aleyhine 16/06/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/12/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istem kısmen kabul edilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir.
Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olayda; davalının milletvekili olup kamu adına hareket etmesi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazladır.Şu durumda mahkemece davalı yararına daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
KARŞI OY YAZISI
Dava; kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş davalının temyizi üzerine dairemiz çoğunluğu tarafından onanmıştır. Davacı ve davalı siyasetle uğraşan ve partilerinde üst düzey görev alan kişiliklerdir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında özenle vurgulandığı üzere siyasi kişilerin sıradan bir şahsa kıyasla ağır ve hatta zaman zaman incitici şekilde eleştirilebileceği kabul edilmektedir.
Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında "bir ifadenin gerekçesini değerlendirebilmek için gerçeklerin ortaya konuluşu ile değer yargıları arasında ayırım yapılması gerektiği gerçeklerin varlığı ortaya konulabilir iken, değer yargıları kanıtlanabilir olmadığını, bu bağlamda mahkemenin sadece olumlu karşılanan veya zararsız veya tarafsız görülen bilgi ve fikirleri değil "demokratik toplumun" gereklilikleri olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin parçası olan ve rencide eden, şoke eden ve rahatsız eden bilgi ve fikirleri de koruma altına aldığının" altını çizmektedir.
(Bakınız Tuşalp-Türkiye davası)
Açıklanan nedenlerle davalı beyanlarının tarafların sıfatı ve seçim öncesinde yapılan konuşmalar olduğu gözetilerek "ifade özgürlüğü" sınırları içinde kaldığı düşüncesinde olduğumdan davanın tümden reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum. 23/01/2014
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/3744, K. 2014/866, 23 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama