KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2014/8188 E., 2015/4387 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2015
Karar Metni
402 kelime·2 dk okuma
Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğeri aleyhine 21/11/2006 gününde verilen dilekçe ile kasten öldürme eylemi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/03/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine, 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa ile eklenen 2. fıkraya göre; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Yine Tebligat Kanunu'nun aynı yasa ile değişik 35/2. maddesine göre; adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği "ve" adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde bu maddeye göre tebligat yapılır.
Davalılardan ... adına çıkarılan gerekçeli karar tebliğinin mahkemece doğrudan Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapıldığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda, yukarıda belirtilen düzenlemeler uyarınca, adı geçen davalılardan ...'nun kayıtlı mernis adresi araştırılarak adına kayıtlı mernis adresine gerekçeli kararın usulünce tebliğ edilip, temyiz süresi beklendikten sonra gönderilmesi için dosyanın mahal mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalılardan .., tazminat davası sona ermeden önce İstanbul 3.ACM'nin 02/12/2009 tarih, 2009/69 esas ve 2009/458 karar sayılı ve 02/02/2011 tarihinde kesinleşen kararı ile 14 yıl 2 ay hapis cezasına mahkum olmakla yasal kısıtlılık altına girmiştir. Borçlar Kanununun 35 ve 397. maddeleri hükümlerine göre aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekalet gerek vekilin gerekse müvekkilin ehliyetinin ortadan kalkması ile son bulur.
Böylece Avukat ...'nin ceza kararının kesinleşmesinden itibaren davalı yasal kısıtlıyı temsil yetkisi kalmamıştır. Bu nedenle davalı yasal kısıtlıya Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği araştırılmalıdır.
MK'nın 471. maddesine göre özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet halinde vesayet hapis halinin sona ermesine kadar devam edeceğinden, MK'nın 407 ve 462. maddeleri kapsamındaki işlemlerin tamamlanıp tamamlanmadığı araştırılıp, tamamlanmadığı takdirde tamamlanması istenmeli ve buna göre temyiz eden Avukat ...'nin vasiden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi istenmelidir.
Vekaletname ibraz edilmezse mahkeme ilamı vasiye kanuni süre içinde mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkını kullanmadığı takdirde yetkisiz vekil tarafından yapılmış olan temyize icazet etmiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği hususlarını ihtiva eden bir tebligatla tebliğ etmeli ve sonucuna göre işlem yaptırmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2014/8188, K. 2015/4387, 8 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama