İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2016/13382 K.2019/3728

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 08/05/2014 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/04/2016…

Esas2016/13382Karar2019/3728Tarih2 Temmuz 2019Okuma7 dk · 1.463 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2016/13382 E., 2019/3728 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Temmuz 2019
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.463 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 08/05/2014 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/04/2016 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 02/07/2019 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler.

Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi.

Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve davacı yararına takdir olunan 2.037,00 TL duruşma avukatlık ücreti ile aşağıda yazılı onama harcının 684,00 TL'sinin davalıya, 44,40 TL'sinin de davacıya yükletilmesine, peşin alınan harçların bundan mahsubuna 02/07/2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.Davacı vekili; ... (... ) genel başkanı olan davalının, 06/05/2014 tarihli TBMM parti grubu haftalık değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, davacı hakkında gerçeklikle ilgisi olmayan, hakaret ve iftira içeren, yorum ve eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilemeyecek ifadelere yer verdiğini ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek uğranılan manevi zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.Davalı vekili;

müvekkilinin, ... genel başkanı sıfatıyla yaptığı açıklamaların odağında davacının bulunmadığını, kamu yararı gözetilerek, kamuyu bilgilendirmek amacıyla açıklamaların yapıldığını, toplumu bilgilendirme, eleştiri yapma hak ve görevinin yerine getirildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece; davalı tarafından TBMM parti grubu toplantısında davacıya yönelik olarak. “Bilal’in savcısı olduğu yerde o savcı olmaktan çıkar, savcı değildir.

Arkadaşlarım araştırmışlar kim şikayet etti diye bir baktım bir hırsız şikayet etmiş, ya hırsızın şikayetine savcı mı harekete geçer. Demokrasilerde geçmez.

Ama bizim ülkemizde geçer çünkü hırsızın koruyucusudur onlar. ” sözlerinin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek nitelikte olduğu, davalının sarfettiği sözlerin eleştiri ve düşünce açıklaması kapsamında ve hoşgörü sınırları içinde kabul edilemeyeceği gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosya kapsamından; davalının, dönemin ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı olduğu, partisinin 06/05/2014 tarihli TBMM grubu haftalık değerlendirme toplantısında çeşitli konularda açıklamalarda bulunduğu,

davalının açıklamasında, “...Biliyorsunuz bir tetikçi savcı vardı benimle ilgili çağırmış, gelsin ifadesini alacağız diye aslında doğrusunu isterseniz hiç üzülmedim de, sadece gülüp geçtim, merak ettiğim benim bu adamın hukuk diplomasını kim verdi. Bu adam gerçekten savcı mı değil mi onu merak ediyorum... Arkadaşlarım araştırmışlar kim şikayet etti diye bir baktım bir hırsız şikayet etmiş, ya hırsızın şikayetine savcı mı harekete geçer. Demokrasilerde geçmez.

Ama bizim ülkemizde geçer çünkü hırsızın koruyucusudur onlar...” ifadelerinin yer aldığı anlaşılmaktadır.Dava konusu uyuşmazlık; davalının, davacı hakkında sarfettiği sözlerin ifade özgürlüğü ya da kişilerin şöhret ve itibarına saygı gösterilmesini isteme haklarından hangisinin kapsamında kaldığına ilişkindir.İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir.

Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır.

Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM). Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015. Mehmet Ali Aydın,B. No: 2013/9343, 4/6/2015. Tansel Çölaşan, B.

No: 2014/6128, 7/7/2015).İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir.

İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM). Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012 ve AYM; ... (3), B. No: 2015/1220, 18/7/2018).

İfade özgürlüğü, temsil ettikleri seçmenlerinin kaygılarına dikkat çektikleri ve onların menfaatlerini savunmak zorunda oldukları için halkın seçilmiş temsilcileri bakımından özel bir öneme sahiptir (AİHM. Lombarda ve diğerleri Malta, B. No: 7333/06, 24/4/2007).Öte yandan; maddi olgular ile değer yargısı arasında da ayrıma gidilmeli, değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı gözetilmelidir (AİHM. Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986).

Zira, taraflara değer yargılarının doğruluğunu ispat külfeti getirilmesi, hakkın kullanımını imkânsız kılacaktır. Bununla birlikte, değer yargısının da makul bir olgusal temele sahip olması gerektiği, orantılı ve ölçülü bir biçimde ifade edilip edilmediği denetlenmelidir (AİHM. Jerusalem/Avusturya, B. No: 26958/95, 27/2/2001).Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir.

Başta siyasi kişiler olmak üzere, en geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM. Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014).

Bu itibarla, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır.

Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir.

Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

Bunu ancak davanın bütününe bakarak anlayabiliriz.Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır.

Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından şu hususları göz önüne almak gerekmektedir: Dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği (AYM; ... (3), B.

No: 2015/1220, 18/7/2018).Eldeki davada ... Genel Başkanı olan davalının kamuoyuna hitaben yaptığı birçok konuşmada davacının yönetiminde yer aldığı dava dışı ... ve Eğitime Hizmet Vakfına yurt dışından usulsüz para aktarıldığına ilişkin iddialarda bulunduğu, bu iddialarını ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmüş olan soruşturmalara dayandırdığı anlaşılmaktadır.Bu kapsamda göz önünde bulundurulması gereken ilk husus, davanın taraflarının toplumsal konumlarıdır.

Bir yanda olayların meydana geldiği dönemde ana muhalefet görevinde bulunan partinin lideri olan davalı, diğer yanda ise dönemin iktidar partisi lideri ... ’ın oğlu ... bulunmaktadır. Eleştirilerin hedefinde olan davacının hem toplumsal konumu ve tanınırlığı, hem de bağış toplamada ve topluma çeşitli hizmetler sunmada bir kısım kamusal ayrıcalıklara sahip kamuya yararlı vakfın yöneticisi olması nedeniyle makul eleştiri sınırları daha geniş kabul edilmelidir.

Temsil ettiği seçmenlerinin talep, endişe ve düşüncelerini politik alana aktaran ve onların çıkarlarını savunan seçilmiş kimseler için ifade özgürlüğünün özellikle değerli olduğu açıktır.

Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlama, eğer bir siyasetçinin ve özellikle dönemin ana muhalefet partisi genel başkanının ifade özgürlüğüne yönelik ise dava konusu istemlerin çok daha sıkı bir denetimden geçirilmesi gerekmektedir.Olayımızda göz önünde tutulması gereken ikinci husus davalının konuşmalarında dile getirdiği iddiaların kamusal çıkarlarla ilgili olmasıdır.

Toplumu yakından ilgilendiren konuşmaların çerçevesinin baskın bir şekilde politik alanda kaldığı açıktır. Bu çerçevede davacının veya davacının yöneticisi olduğu kurumların adının geçtiği soruşturmaların bir siyasi parti lideri olan davalının sıkı ve yakın denetimi altında olması doğaldır. Bu nedenle de adı geçen davacının şöhret ve itibarı ile davalının ifade özgürlüğünün çatıştığı mevcut davada dengelemenin yapılması sırasında kamunun menfaatlerinin gözetilmesi hayatidir.

Kaldı ki davalı, dava konusu konuşmasında doğrudan davacıyı hedef almamış, konuşmasını esasen yargısal faaliyeti sebebiyle dava dışı kamu görevlisinin davranışlarına yöneltmiştir.Yine göz önünde bulundurulması gereken bir başka husus ise davalının, TBMM Genel Kurulunda ve çeşitli platformlarda yaptığı konuşmalarda ileri sürdüğü iddialarla ilgili olarak inceleme ve soruşturmalar başlatılmış olması ve kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararlar verilmiş olmasıdır.

Bunlar da davalının konuşmalarında yer verdiği ifadelerin iddia düzeyinde de olsa sarfedildiği dönem için olgusal bir temele dayandığını göstermektedir.Son olarak belirtilmelidir ki, davalının konuşmasında kullandığı ifadelerin suçlayıcı ve rahatsız edici olduğu açıktır.

Ancak siyasetçilerin kullandıkları bazı sözlerin açıkça polemik çıkarmaya, şiddetli tepkiler yaratmaya ve taraftarlarını konsolide etmeye yönelik siyaset üsluplarının bir parçası olarak kabul edilmeleri ve bu bağlamda tolere edilmesi gerektiği yüksek yargı organlarınca öteden beri benimsenmektedir (AYM; ...).Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dönemin ana muhalefet partisi lideri olan davalı tarafından, dönemin iktidar partisi liderinin oğlu ve dava dışı ... ’in yöneticisi davacı hakkında, yaşanan güncel olaylara ilişkin olarak açıklamalarda ve eleştirilerde bulunulduğu,

davaya konu ifadelerin, Yargıtay, AYM ve AİHM’nin istikrar bulmuş içtihatlarına göre; ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı ve davacının şöhret ve itibarına saldırı oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, istemin tümden reddi gerektiği düşünüldüğünden sayın çoğunluğun davanın kısmen kabulüne yönelik onama kararına iştirak edilememiştir.02/07/2019

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/13382, K. 2019/3728, 2 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/13382
Karar No
2019/3728
Tarih
2 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2016/13429 K.2019/4659
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2016/13436 K.2019/4788
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2016/13440 K.2019/3831
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2016/13448 K.2019/14918
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2016/13490 K.2019/4816
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2016/13500 K.2019/4680

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.