KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2016/15922 E., 2019/512 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... AŞ ve diğerleri aleyhine 19/12/2011 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davalılardan ... yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden esastan reddine dair verilen 14/02/2013 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan ... yönünden davanın husumetten reddine, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalılardan ... tarafından ... Gazetesinin 26-29 ve 30 Kasım 2011 tarihli nüshalarında davacı hakkında gerçeği yansıtmayan haberler yapıldığını, dava konusu bu haberlerin davacının şeref ve saygınlığını zedelediğini, kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek oluşan manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davalılardan ...'ın Basın Kanunu'nun 13. maddesi gereğince dava konusu haberler nedeniyle hukuki sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle ... hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise dava konusu haberlerin basın özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalılardan ... yönünden, anılan davalının tüzel kişi temsilcisi olmadığı, bu nedenle husumet düşmediği gerekçesiyle davalılardan ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar şirket ve ... yönünden ise, davacı hakkında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından başlatılan incelemeler ve soruşturmalar ile açılan ceza davaları dikkate alındığında dava konusu haberlerin belgelere dayanarak yapıldığı, görünür gerçeğe uygun olduğu, bu nedenle davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
5187 sayılı Basın Kanunu’nun hukuki sorumluluğu düzenleyen 13. maddesinde, basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisinin, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcının, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu düzenlenmiştir.
Dava konusu haberlerin yayınlandığı ... Gazetesinin künyesinden davalılardan ...’ın tüzel kişi temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece davalılardan ... yönünden de davanın esastan reddine ve ret sebebinin de tüm davalılar yönünden aynı olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 3. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de; mahkeme kararı sonucu itibarıyla doğru olduğundan ve anılan yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK’nun 438. maddesi uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/15922, K. 2019/512, 6 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama