KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2016/2878 E., 2016/7137 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin .. sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine, Dairemizce .. esas, .. karar sayılı ilamıyla onanmış olup; davacı vekili kararın düzeltilmesini istemiştir.
Davacı, .. olarak görev yaptığını, aynı hastanede başhekim olan davalının psikolojik taciz ve şiddetine maruz kaldığını, tüm baskılara dayanamayarak istifa etmek zorunda kaldığını, davalı tarafından diğer personelin yanında sürekli rencide edildiğini, kendisine mobbing yapıldığını, davalının kişisel hırs ve öfkesine dayalı olarak hareket ettiğini belirterek kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın idare aleyhine, idari yargı yerinde açılması gerektiği; davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı, davalının başkaları yanında kendisini rencide ettiği, kişisel hırs ve öfkesine dayalı olarak hareket ettiği, davalının kişisel kusuruyla kendisine mobing uygulandığı iddiasına dayandığına göre davalı kamu görevlisinin bu şekilde hareket etmesi kişisel kusur oluşturur ve hiç bir biçimde görev ile ilişkilendirilemez. Bu sava dayanan davanın, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davalıya husumet yöneltilebileceği benimsenmeli ve işin esası incelenmelidir.
Şu durumda, davacının iddia ettiği mobbing iddiaları araştırılarak işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu durumda, davacının karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemizin .. gün ve .. esas, . karar sayılı onama kararının kaldırılarak, gösterilen nedenle de bozma yapılmalıdır.
KARŞI OY YAZISI
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 30/05/2016
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/2878, K. 2016/7137, 30 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama