KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2017/1151 E., 2019/4311 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/05/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde bulunmayan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, hakaret eylemi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalının davacı müvekkili hakkında canlı yayın programında kamuoyu nezdinde küçük düşürücü, aşağılayıcı beyanlarda bulunduğunu ve bu beyanların yazılı ve görsel basında yer almasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin mesleki itibarının, şeref ve onurunun zedelendiğini, kişilik haklarına ağır bir saldırı olduğunu belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili; müvekkili tarafından davaya konu sözlerin canlı yayının stresli ortamında ve program sunucusunun suali üzerine sarf edilmiş olduğunu, aynı programda birkaç saniye sonra özür dilediğini, müvekkilinin davacının kişilik haklarına saldırı gibi bir niyetinin olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı hakkında yapılan ceza yargılamasında canlı yayında davacı hakkında sarf ettiği ifadeler nedeniyle adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak davalı hakkında verilmiş mevcut mahkumiyet kararı olmaması ceza mahkemesinin kararının bağlayıcı olmayacağı anlamına gelmeyeceği, ceza mahkemesinin kararı ne olursa olsun güçlü delil niteliğinde olup, maddi vakıa yönünden bağlayıcı olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacının dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığı; ancak mahkemece, olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Taleple Bağlılık başlıklı 26.maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Buna göre, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği halde mahkemece talep aşılarak olay tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması doğru değildir.
Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2017/1151, K. 2019/4311, 2 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama