İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2017/1346 K.2019/4162

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 26/01/2016 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 31/05/2016 günlü kararın…

Esas2017/1346Karar2019/4162Tarih25 Eylül 2019Okuma7 dk · 1.391 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2017/1346 E., 2019/4162 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Eylül 2019
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.391 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 26/01/2016 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 31/05/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız eylem nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; davalı tarafından davacıya hakaret edildiğini, bu olay nedeniyle ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda davalının adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiğini ve davalının bu eylemi nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, ceza mahkemesinde verilen para cezasının bağlayıcı olmadığı ve temyiz yolu kapalı olduğu kesin olarak verilmesi nedeniyle davalının, davacıya yönelik hakaret eylemini gerçekleştirmediği gerekçesiyle manevi tazminat şartlarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi) uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hâkimini bağlayacağı kabul edilmektedir.

... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/76 esas ve 2015/565 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davalının hakaret suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; Ceza Mahkemesinin, maddi vakıanın (haksız fiilin) sanık (davalı) tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin tespiti ve sonucunda verdiği kesin mahkûmiyet hükmü, taraflarca temyiz edilmeksizin kesin olsa da hukuk hâkimini bağlar. (TBK 74) Bu itibarla mahkemece, davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yersiz gerekçeyle istemin tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/09/2019 gününde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Muhalefet şerhinde; davalının, söylediği sözlerden dolayı davacının kişilik haklarının zedelendiğinden bahisle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği düşüncesine neden katılmadığımı açıklamaya çalışacağım.

A-İfade Özgürlüğü Yönünden Değerlendirme

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) ve Anayasa Mahkemesine (AYM) göre ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan olup, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil incitici, şok edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü, yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (AİHM: Handyside/Birleşik Krallık, B.No: 5493/72, 7/12/1976, par.49; Von Hannover/Almanya (No:2 ), B.No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, par.101 ); (AYM:..., B.No: 2014/4548, 5/12/2017, par.18; Kemal Kılıçdaroğlu (3), B.No: 2015/1220, 18/7/2018, par.28).

Öte yandan. Anayasa'nın 17. maddesi gereğince, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek de yargı mercilerinin görevleri arasındadır. Mahkemeler, Anayasa'nın 17. maddesi gereğince kişilik haklarını korurken aynı zamanda Anayasa'nın 26. maddesi gereğince ifade özgürlüğünün gerçek ve etkili bir biçimde korunmasını sağlama yükümlülüğü sebebiyle yarışan haklar arasında adil bir denge kurmak zorundadır.

Bu denge kurulurken Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında hakkın özüne dokunulmamalı, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve sınırlama amacı ile aracı arasındaki ölçü gözetilmelidir (AYM;..., B. No: 2012/1184, 16/7/2014, par.43). Bu anlamda, mahkemenin dayandığı gerekçelerin, ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı bakımından denetlenmesi gerekir.

Mahkeme, düşüncelerin açıklanması ve yayılmasına yönelik olarak tazminata karar verirken düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan çok daha ağır basan, korunması gereken bir yararın varlığını somut olgulara dayanarak göstermelidir (AYM;...., B. No: 2012/1272, 4/12/2013, par.114).

Somut olayda, taraflar arasında geçmişe dayalı anlaşmazlık bulunduğu, aralarında ceza ve hukuk davalarının görüldüğü, olay günü davalının, davacının cep telefonuna, “…bu kadar pislik bir yere kadar gizlenebilirdi, … o kadar rezil işlere bulaşmışsın ki, facebook’ta o kadar dini ve İslami içerikli paylaşımlar yaparak kendini temize çıkartmaya çalışsan da içinde bulunduğun toplum bir gün gerçekleri öğrenecekti…” şeklinde (ceza yargılamasındaki sübuta göre) kısa mesaj göndermek suretiyle hakaret ettiğinden bahisle kesin nitelikte adli para cezası ile cezalandırıldığı, eldeki davanın ise buna istinaden açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu ifadelerin kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyecek eleştiri ve değer yargısı (rezil sıfatı muhatap için değil, onun davranış ve yaptığı işler kastedilerek söylenmiştir) niteliğinde ve davacının kendisine yönelik aynı ton ve ağırlıktaki sözlerine cevap olarak söylenmiş rahatsız edici sözler olduğu açıktır. Ancak, somut olayın özellikleri ile birlikte tarafların geçmişteki karşılıklı birbirlerine yönelik sözleri, sözlerin söylendiği bağlam göz önüne alındığında aşağılama kastından çok eleştirme amaçlı olduğu anlaşıldığından ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir.

B-TBK’nın 74. Maddesi Yönünden Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi; zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hususlarında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ayrıca ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı değildir. Aynı hükümde ayrıca, kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin ceza mahkemesi kararlarının da hukuk hâkimini bağlamayacağını öngörülmektedir.

İlk derece mahkemesi; davalının, hakaret suçundan ... 3. Asliye Ceza Mahkemesince yargılanıp kesin nitelikte adli para cezasına mahkûm edildiğinden bahisle söz konusu eylem nedeniyle davalı aleyhine manevi tazminata hükmetmiştir.

İfade özgürlüğünün niteliği gereği, ceza yargılamasında eylemin suç olduğu kabul edilse dahi görmekte olduğu somut davada hukuk hâkimi, bağımsız olarak davaya konu edilen sözleri değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Aksi takdirde ceza yargılamasında varılan sonucun benimsenmesi hâlinde ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı arasındaki adil dengeyi sağlama konusunda hukuk hâkiminin hiçbir inisiyatifi kalmayacaktır.

Nitekim doktrinde, TBK’nın 74. maddesinin haksız fiil unsurlarından yalnızca kusurdan söz etmesinin diğer unsurlar bakımından hukuk hâkiminin ceza hâkiminin kararlarıyla bağlı olduğu sonucuna varılamayacağı, maddede sadece kusur unsurundan söz edilmesinin örnek niteliğinde olduğu, hukuk hâkiminin ceza mahkemesinin mahkûmiyet ve beraat kararları ile bağlı olmaksızın haksız fiilin tüm unsurlarını yeniden inceleyebileceği, ancak hukuk hâkiminin ceza mahkemesinin kararından ayrılmak istediğinde bunun gerekçelerini göstermek zorunda olduğu benimsenen görüşler de mevcuttur (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Baskı, İstanbul, 2006, s.792).

Ayrıca şu hususu belirtmek gerekir ki kanun koyucu, esasen ceza ve hukuk yargılaması sonucu verilen kararların bağlayıcılığı üzerine çok keskin bir çizgi çizmemiştir. Hukuk hâkiminin ceza yargılamasında verilen kesin nitelikteki sonuçla bağlı olmasının esas amacı hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir. Aynı eyleme aynı hukuk düzeni içerisinde iki farklı sonuç bağlanması hukuk güvenliğini zedeler. Ancak hukuk ve ceza yargılamalarının

ulaşmak istedikleri sonuç aynı olmadığı gibi iki yargı kolunun vardığı sonuçları, verdikleri kararların konuları ve tarafları aynı olmadığı için aynı etkiyi doğurması düşünülemez. Gerçekten ceza yargılamasının amacı suçun işlenip işlenmediğini, işlenmiş ise verilecek cezanın belirlenmesini ceza hukukunun kendi prensipleri içerisinde yürütülmesini gerekli kılar. Hâlbuki tazminat hukuku özelinde hukuk yargılaması farklı değerlendirmelerle sonuca ulaşır.

Hukuk yargılamasında hukuka aykırı eylem belirlenir. Bu eylemin zarara neden olup olmadığı, olmuş ise davalının kusurunun bulunup bulunmadığı ya da kusura bakılmaksızın sorumlu olup olmadığı, zarar ile kusur arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonuca ulaşılır. Dolayısıyla hukuk ve ceza yargılamalarının aynı ilkelere tabi tutarak aynı sonuca ulaşmaları beklenmemelidir.

TBK’nın 74. maddesi esasında hukuk hâkiminin bağımsızlığı prensibini ortaya koymaktadır. Buna göre hukuk hâkimi kararını verirken bağımsızdır ve ceza yargılaması sonucundan serbest hareket etmelidir. Bu prensip hâkimin takdir yetkisinin sonucu olup sınırsız da değildir. Gerçekten maddi hakikate ulaşmayı prensip edinen ceza yargılamasında, olayın sübutuna ilişkin varılan kanaat ile suçun işlendiği yönündeki kesinleşmiş kanı, hukuk hâkimini kesin delil veya kesin hüküm nedeniyle bağlayacaktır. Bunun aksini kabul etmek hukuka güveni zedeler.

Diğer yandan belirtmeliyim ki; somut olayda söylenen sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında kalmasına rağmen TBK’nın 74. maddesinin zorunlu sonucu olarak, ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının, hukuk hâkimini bağlayacağı prensibi ile verilen tazminata ilişkin kararlar aleyhine bireysel başvuru yoluyla AYM veya AİHM'e taşınması hâlinde, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılabilecek ve bu durum yeniden yargılama sebebi sayılabilecektir.

Çünkü Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), TBK’nın ilgili hükmünden üstün nitelikte bir norm olarak karşımıza çıkmaktadır. Anılan Anayasa hükmü uyarınca AYM ve AİHM’nin temel hak ve özgürlüklere ilişkin yorum ve uygulamaları tüm yargı mercilerini bağlayıcı niteliktedir.

Bu durumda hukuk hâkimi tarafından TBK'nın 74. maddesi gereğince kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti nedeniyle zorunlu olarak karar verildiği artık savunulamaz. Şu hâlde hukuk hâkimi, esasen ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını tespit ettiği bir olayda, ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının bağlayıcılığını esas alarak tazminata hükmettiğinde, ifade özgürlüğünü değerlendirme dışı bırakmak suretiyle hukuka aykırı davranmış olacaktır.

Sonuç itibarıyla, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek sözler nedeniyle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmemesi gerekirken, ceza mahkemesinin kesin nitelikteki mahkûmiyet kararının hukuk hâkimini bağlayacağı ve eylemlerin suç teşkil ettiği gerekçesiyle davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı niteliktedir. Davacının kişilik haklarının haksız saldırıya uğradığı yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. 25/09/2019

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2017/1346, K. 2019/4162, 25 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2017/1346
Karar No
2019/4162
Tarih
25 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2017/1351 K.2019/6619
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2017/1353 K.2019/4358
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2017/1359 K.2019/5044
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2017/1368 K.2019/4898
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2017/1377 K.2019/3946
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2017/1385 K.2019/4371

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.