KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2017/1482 E., 2020/98 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... AŞ aleyhine 08/07/2014 gününde verilen dilekçe ile idari para cezasına ilişkin yapılan takibe itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14/04/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirket hakkında 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun 20. maddesine muhalefetten dolayı idari para cezası tahakkuk ettirildiğini, davalı tarafından süresinde ödeme yapılmaması üzerine de İstanbul 12. İcra Dairesinin 2014/11544 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere de icra tazminatına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının Sulh Ceza Mahkemesine yaptığı itirazın reddedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi uyarınca alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takibe itirazının haksız olması gerekir. Haksızlık kavramı alacağın belirlenebilir (likit) olma şartını da kapsar.
Somut olayda, idari para cezası henüz kesinleşmeden icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde; takip konusu alacak takip tarihi itibariyle likit olmadığından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek davalının icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK 438. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2017/1482, K. 2020/98, 16 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama