KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2018/5369 E., 2020/2292 K.·İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2020
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
- Mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 11/11/2015 gününde verilen dilekçe ile araç satışının iptali ve tescili istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 27/02/2018 günlü karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, HMK'nın 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 31/10/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2018 yılı için 47.530,00 TL dir.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 47.530,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Somut olayda; araç satış işleminin iptali ve tescili istemi ile dava açıldığı, harca esas değerin 20.000 TL olarak gösterildiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinafa müracaatı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince başvurunun esastan reddedildiği, bu kez de davacı vekili tarafından kanuni süresi içinde temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, temyize konu edilen miktar bakımından Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz eden davacı yönünden temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı açıktır. Şu halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmayıp, davacının temyiz itirazlarının HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2018/5369, K. 2020/2292, 25 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama