KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/14510 E., 2022/13303 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- İlk derece mahkemesi
- Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
849 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, 28.07.2016 tarihinde davalı ... Belediyesi'nin işinde kullanılan, diğer davalıların da maliki, sürücüsü olduğu aracın, müvekkillerinin murisi yaya ...’ye çarpması neticesinde vefat ettiğini, müvekkili ... ile desteğin imama nikahlı olduğunu, ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını ve manevi zarara uğradıklarını belirterek, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılar için 1.000,00'er TL maddi tazminat ile imam nikahlı eş için 150.000,00 TL manevi tazminat ve desteğin kızı Melike için ise 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, talep arttırım dilekçesi ile talep miktarını müvekkili ... için 31.604,11 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ...'ün açtığı maddi tazminat davasının kısmen kabülü ile 929,93 TL maddi tazminatın kaza tarihinden (28.07.2016) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, davacı ...'ün açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabülü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden (28.07.2016) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
davacı İrşat Dönergöz tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine, karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi, HMK'nın 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
KARŞI OY
Bir insanın ölümü hukukî anlamda bir zarar olmamakla beraber, bu yüzden yine de bazı zararlar meydana gelmiş olabilir. İşte BK'nın 45/II. maddesinin (6098 sayılı TBK m. 53) öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı Borçlar Kanununun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup "ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir" şeklinde hükme bağlanmıştır.
Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi.
"BK'nın 45. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür". Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır.
Eğer ölenin eylemli olarak baktığı kişi, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, bakılanın ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir.
Somut olayda, murisin desteğinden yoksun kaldığı iddiasıyla imam nikahlı eşi ... de davacı olarak destek tazminatı talep etmiş, ilk derece ve bölge adliye mahkemesince davacı ...’ün talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak yukarıda da ifade edildiği gibi BK'nın 45. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutması nedeni ile dosyada mevcut tanık beyanları, ilçe jandarma komutanlığınca düzenlenen tutanak içeriği ve nüfus aile kayıt tablosuna göre, davacı ile müteveffanın aynı evde birlikte yaşadıkları, müşterek çocuklarının olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bakımdan mahkemece davacı ... yönünden davalının sorumluluğuna hükmedilmesi için ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak bölge adliye mahkemesi kararının bozulması kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/14510, K. 2022/13303, 27 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama