KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/14980 E., 2021/8327 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2021
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
822 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 03/11/2021 Çarşamba günü davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının idaresindeki araca çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda davacının alınan rapora göre % 31,4 oranında malul kaldığını, davalı tarafından 28/05/2018 tarihinde yapılan 42.330,96 TL'lik ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.100,00 TL. kalıcı maluliyet tazminatının 28/05/2018 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 20/02/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 159.498,59 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, % 8 maluliyet oranı üzerinden yapılan ödemeyle sorumluluklarının son bulduğunu, maluliyet oranını ve kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 159.498,59 TL. tazminatın 28/05/2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, ıslah dilekçesinin İHH tarafından davalı vekilinin bildirdiği e-mail adresine gönderilmek suretiyle tebliğ edilmiş olmasına; davalının % 75 kusur oranını kabul edip davadan evvel davacıya bu oran üzerinden tazminat ödediği, anılan kusur oranının oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu dikkate alındığında, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine; tazminatı usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına.
UHH kararına karşı yapılan itiraz başvurusuna konu edilmeyen yönlere (zamanaşımı) ilişkin temyiz itirazlarının incelenemeyecek olmasına ve davalının temerrüt tarihinin usulünce belirlenmiş olmasına göre, davalı vekilinin diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak davacının kendi aldığı ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nda görevli adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 23/11/2018 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 31,4; ... Devlet Hastanesi tarafından aynı rahatsızlıklar için düzenlenen 29/03/2018 tarihli raporda ise % 27 olarak belirlenmiştir.
Anılan bu raporlarda (kazadan yaklaşık 3 yıl sonra düzenlenen), davacının kaza nedeniyle yüzünde oluşan yaralar nedeniyle kalan derinin atrofik bozukluğu ile tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen travma sonrası stres bozukluğu için maluliyet tespiti yapılmıştır. Ne var ki.
UHH tarafından karara esas alınan 23/11/2018 tarihli raporun tek adli tıp uzmanı tarafından düzenlendiği ve kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'te belirtilen biçimde teşekkül ettirilmiş heyetçe düzenlenmediği; belirlenen maluliyet oranı içinde baskın oranı psikiyatrik rahatsızlık teşkil ettiği halde, psikiyatri uzmanı görüşüne raporda yer verilmediği görülmektedir.
Diğer yandan, anılan bu raporda; davacının kazadan hemen sonraki psikiyatrik muayenesinde, kazadan önce de unutkanlık- ufak şeyleri kafaya takma gibi sıkıntıları olduğu ve psikiyatrik ilaç kullanımı olduğu tespit edilmesine rağmen, kazadaki yaralanmanın yarattığı psikiyatrik araz ile davacının önceki psikiyatrik rahatsızlıkları için ayrım yapılmadığı ya da maluliyet belirlemesinde kaza ile psikiyatrik rahatsızlık arasında illiyet bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Bu itibarla; esas alınan rapor, davacının kazadan önce de psikiyatrik rahatsızlıkları bulunduğu dikkate alınıp, psikiyatrik rahatsızlıkların kaza ile illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti bakımından yeterli bir rapor değildir.
Açıklanan nedenlerle; davacının kazadaki yaralanmasına ilişkin olup da dosya kapsamında yer almayan eksik tüm tedavi belgeleri ile davacının kazadan önceki psikolojik rahatsızlığına ilişkin ilaç kullanım belgelerinin toplanması; daha sonra,
en yakın üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı nezdinde oluşturulacak uzman (psikiyatri uzmanı da bulunan) heyetten, maluliyet tayininde esas alınan psikiyatrik rahatsızlıklar ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, davacının kazadan önce de ilaç kullanımı gerektirecek derecede psikolojik rahatsızlıkları bulunduğu ve bunun süresi gözetilerek anılan araz bakımından kaza ile illiyet bağı ve derecesinin özel olarak incelendiği,
maluliyet oranının 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetvellere göre saptandığı bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınmak ve 12.02.2019 tarihli aktüer raporundaki tazminat miktarı belirlenen yeni maluliyet oranına göre revize edilmek suretiyle) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5'i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla (nispi tam) vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/14980, K. 2021/8327, 8 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama