KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/16059 E., 2022/17399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kabulüne dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalı tarafın itirazının kabulüne, başvurunun reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesinin 4 üncü bendinde; "...Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine yapılır...", aynı maddenin 17 nci bendinde "Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.", yine aynı maddenin 19 uncu bendinde ise "...Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." düzenlemeleri yer almakta olup buna göre usulüne uygun uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Diğer taraftan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 336 ncı maddesinin 1 inci bendi "Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar." hükmünü amirdir.
Somut olayda, 05.02.2017 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında, 02.11.1999 doğumlu olan davacının 18 yaşından küçük olduğu, davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusuruyla meydana gelen trafik kazasında yaralandığı, taksirle yaralama suçundan başlatılan soruşturma sırasında davacı küçüğün annesi ile yapılan uzlaşma işlemleri sonucu, yine salt annesinin imzasıyla uzlaşma raporu düzenlendiği ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu gerekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ancak suçtan zarar gören küçüğün babasının uzlaşma görüşmelerinde yer almadığı ve uzlaşma raporunda imzasının bulunmadığı, davacı küçüğün evlilik içinde doğduğu, velayetinin anne ve babasına ait olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 336 ncı maddesi gereğince, velayet hakkını anne tek başına kullanamayacağından ve aynı Kanunun 342 nci maddesine göre, anne ve baba çocuklarını birlikte temsile yetkili olup temsil yetkisini beraber kullanabileceklerinden, yaşı küçük mağdurun (davacının) kanuni temsilcilerinin tek başına verdikleri beyanların hukuki değer taşımayacağı açıktır.
Davacıya ait nüfus kaydı üzerinde yapılan incelemede uzlaşma tarihinde yaşı küçük olan mağdurun annesi yanında babasının da hayatta olduğu ve evliliğin devam ettiği anlaşıldığından, kaza tarihinde reşit olmayan davacının velayetinin annesi ile birlikte babasında olduğu, dolayısıyla kanuni temsilci olarak babasının da uzlaşma sürecine dahil edilmesi gerektiği halde dahil edilmediği, davacı küçüğün babasının anne tarafından tek başına yapılan uzlaşmaya açık veya zımni onayının bulunmadığı, babanın uzlaşma sürecine dahil edilmediği,
bu haliyle uzlaşma sürecinin usulüne uygun olarak yürütülmemiş olması nedeniyle bu husus dava açılmasına engel olmadığından, İtiraz Hakem Heyetince davalının diğer itirazları değerlendirilerek işin esası hakkında karar verilmesi için hükmün bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/16059, K. 2022/17399, 21 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama