KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/16610 E., 2023/3048 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2023
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/278 Esas 2021/298 Karar
- Hüküm/karar
- Ret- Esastan Reddine
- İlk derece mahkemesi
- Adıyaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/133 Esas 2019/1156 Karar
Karar Metni
1.223 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa ... 'e gerekli teşhis ve tedavinin uygulanmaması sebebiyle hayatını kaybettiğini, müteveffanın yakınları tarafından kurum aleyhine açılan Elazığ 2. İdare Mahkemesinin 2013/439 esas 2014/1074 karar sayılı dosyası ile tazminata hükmedildiğini, ilamlı takip sonucu ödeme yapıldığını, ... 'in hayatını kaybetmesi sebebi ile Bingöl Devlet Hastanesinde görevli doktor olan davalı ...'ın kene ısırması sonucu hastanın muayenesini yaptıktan sonra evine gönderilmesi ve devam eden tetkikleri yapmaması nedeniyle kusurlu olduğunu,
davalı doktorun görevini yerine getirirken kusurlu davranarak idareyi tazminat ödemek zorunda bıraktığını, davalı ... şirketinin ise davalı doktor tarafından olay tarihini kapsar şekilde düzenlenen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile, davalı doktorun mesleki faaliyetlerini teminat altına almış olduğu ve bu sebeple ortaya çıkan zarardan davalı şirketin de sorumluluğu bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 211.313,27 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte rücuen tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının olayda kişisel ya da mesleki herhangi bir kusuru bulunmadığını, rücu davasının şartlarının oluşmadığını, idare mahkemesi kararının kendisine ihbar edilmediğini, kusur tespitini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, olay tarihini kapsar şekilde teminat altına alınan poliçe bulunmadığını, bu nedenle husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sigorta poliçesi genel şartlarına göre, müdahalenin gerçekleştiği tarihin değil tazmin talebinin yapıldığı tarihin esas alınması gerektiğini, tıbbi müdahale talebi poliçe süresi içerisinde olsa dahi davalı asıla tazmin talebinin iletildiği tarihi kapsayacak bir poliçenin olmadığını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... hüküm kurmaya ve mahkeme denetimine elverişli Adli Tıp Kurumu raporlarında; davacının dava dışı ... in vefatı nedeni ile davalı Dr. ...'a yüklenecek kusur oranının 1/8 olduğu, hastanın tanısının 18 saatlik gecikmesine neden olduğunu, bu gecikmenin de kişinin akibetini değiştirmesinin beklenmemesi, hastanın trombosit değerinin 140.000 olması,
yaşı, kliniği, tanısı konulan hastalığın küratif bir tedavisinin olmaması ve diğer bulgular dikkate alındığında, bu algoritmaya uyulmamasıyla ölüm arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağı yönündeki adli tıp kurumu mütalaası bir bütün olarak değerlendirildiğinde, olay ile zarar arasında kesin illiyet bağı kurulamaması nedeniyle davalılara tazminat sorumluluğunun yüklenemeyeceği anlaşılmakla davanın ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; soruşturma dosyasında davalının kusurlu olduğunun belirlendiğini, memurun görevini gereği gibi yapmaması halinde dahi rucüen sorumlu olacağını, doktor olan davalının hafif kusurunun dahi değerlendirilmesi gerektiğini, davalı sigortanın mali mesuliyet sorumluluk sigortasına göre sorumlu olduğunu, idare mahkemesinin kararı ile davalının kusurlu bulunduğunu, Adli Tıp Kurumu 1. ve 3. İhtisas Daireleri'nce davalının kusurlu olarak belirtildiği, buna göre yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...yerel mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporlarının dosya kapsamına göre yerinde olduğu, davalı doktor hakkında taksirle ölüme sebep olma suçundan açılan davada davalının beraat ettiği, beraat kararının Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 11/01/2015 tarih, 2015/2720 esas, 2016/36 karar sayılı onaması ile kesinleştiği, 18 saatlik gecikmenin de kişinin akıbetini değiştirmesini beklenmemesi, hastanın trombosit değerinin 140.000 olması,
yaşı, kliniği, tanısı konulan hastalığın küratif bir tedavisinin olmaması ve diğer bulgular dikkate alındığında bu algoritmaya uyulmaması ile ölüm arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağının tespit edilmiş olması karşısında nedensellik bağı yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; soruşturma dosyasında davalının kusurlu olduğunun belirlendiğini, memurun görevini gereği gibi yapmaması halinde dahi rucüen sorumlu olacağını, doktor olan davalının hafif kusurunun dahi değerlendirilmesi gerektiğini, davalı sigortanın mali mesuliyet sorumluluk sigortasına göre sorumlu olduğunu, idare mahkemesinin kararı ile davalının kusurlu bulunduğunu, Adli Tıp Kurumu 1. ve 3. İhtisas Daireleri'nce davalının kusurlu olarak belirtildiği, buna göre kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının Bingöl Devlet Hastanesinde meydana gelen ölüm olayı nedeniyle vefat eden kişinin yakınlarına ödemiş olduğu tazminatı, görevli davalı doktordan ve Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davalının sigortacısı olan davalı şirketten müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü maddesi, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur.
Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir.
Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, davalı doktor ...’ın Bingöl Devlet Hastanesinde doktor olduğu, dava dışı ... isimli hasta yakınları tarafından Bingöl Devlet Hastanesinde uygulanan tıbbi ameliyelerde hizmet kusuru olduğundan bahisle Sağlık Bakanlığı aleyhine Elazığ 2. İdare Mahkemesinde 2013/439 esas 2014/1074 karar sayılı dosyası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davanın ilamlı icra takibi sonrasında ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekir.
2.Bozma nedenine ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/16610, K. 2023/3048, 7 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama