KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/1681 E., 2023/11630 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2018/3221 E., 2020/1273 K.
- Hüküm/karar
- Red/ Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/566 E., 2018/215 K.
Karar Metni
1.001 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 22.12.2014 tarihinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı kardeşi ...'ye devrettiğini, onun da 13.10.2015 tarihinde dava dışı ...'e devrettiğini belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptali ile taşınmaz bedelinin davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davalı kardeşinin bir çok yere borçlu olduğunu bildiğinden ona yardım etmek amacı ile dava konusu taşınmazı 80.000,00 TL ye satın aldığını, 35.000,00 TL yi elden nakten verdiğini 65.000,00 TL'yi kayınbiraderine ve diğer kişilere olan borçlarını ödediğini, mal kaçırma amaçlarının olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... davalıların kardeş oluşu, davalı ...'nın borçlu kardeşi ...'ın İİK 280/1 maddesinde belirtilen durumunu bilmediğini, kardeşi ...'ın borçlarını ödediği iddiasına ortaya koyabilecek tanık beyanları haricinde kesin delilleri sunamayışı, dinlenen tanık beyanlarında ...'nın kardeşi ...'dan devraldığı taşınmazı ...'ın istemi üzerine ...'e borcuna karşılık devrettiği, ...'nın taşınmazı ...'dan devralmasına yönelik satış bedeline ilişkin herhangi bir geçerli belge sunamayışı,
davalı ...' nın kardeşi davalı ...' a verdiği elden borçlar karşılığında ...' a ait taşınmazı devralmasına rağmen, yine ...' ın borcuna karşılık bu taşınmazı ...' ya devretmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalılar arasındaki tasarrufun gerçek bir satış olmayıp muvazaalı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş..." gerekçesi ile davanın kabulüne 149.574,48 TL'yi geçmemek üzere Karaman İcra Müdürlüğünün 2016/2314 sayılı dosyasındaki asıl alacak ve ferileri toplamının davalı ...' dan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkemenin davanın reddine karar vermesi gerekirken kabulüne karar vermesinin doğru olmadığını, ... ile diğer davalı ... arasındaki taşınmaz satış işleminin muvazaalı olmadığını, yakın akrabalardan birinin borcu olması halinde gerçekleşen her satış işleminin muvazaalı olduğu iddiasının hukuki güvenliği sarsar nitelikte olduğunu, davacının muvazaaya ilişkin bir delil sunmadığını, ...'nın dava konusu taşınmazı nasıl ve hangi surette aldığını değerlendirmeden muvazaa iddiasına dayanarak tasarrufun iptali davası açtığını, ...'nın diğer davalı kardeşinin birçok yere borcu olduğunu bildiğinden,
ona yardım etmek amacıyla diğer davalı ...’ın maliki olduğu 80.000,00 TL değerindeki taşınmazı davalıdan satın alıp ve bu bedelin 35.000,00 TL’sini davalı ...’a, geri kalan 65.000,00 TL’sini ise davalı ...’ın borcuna mahsuben, kayın biraderi ve şirketlere ödediğini, yapılan bu satışın ne mutlak suretle ne de nisbi suretle muvazaalı bir satış olmadığını, tarafların gerçek iradelerini gizlemediklerini, miktarda da herhangi bir yanıltma olmaksızın satış sözleşmesini tamamladıklarını, davalının, taşınmazı alan iyiniyetli 3. kişi olan ...’e de borcu olduğunu,
söz konusu bu borcun davalı ile ... arasında 20.05.2014 tarihinden yani işçilik alacaklarını doğuran iş sözleşmesinin fesih tarihinden önce doğduğunu, davalının ...’e olan borcunun vadesi dolmaktayken ...'nın davalı kardeşini zor durumdan kurtarmak amacıyla dava konusu taşınmazı davalı ...’ın borcuna istianeden ...’e devrettiğini ve bu devir karşılığında hiç para almadığını, davalının borcunu ödeyip ve davalıya ait bonoları iade alarak borcu kapattığını, açıklandığı şekilde gerçekleşen olay karşısında davacının,
tasarrufun iptali için kaynak gösterdiği muvazaa iddiasının yersiz olduğunun ortaya çıktığını beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının 10.02.2007-20.05.2014 tarihleri arasındaki işçilik alacağından doğan ilama dayandığı, borçlu hakkındaki icra takibin kesinleştiği, alacağın ilama dayalı gerçek alacak olduğu, borçlu adına kayıtlı iki araç ve bir taşınmazın yaptırılan kıymet takdirinin davacı alacağını karşılamayacağı, dolayısıyla 15.10.2017 tarihli haciz tutanağının İİK'nun 105. maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu, iptali istenen 22.12.2014 tarihli tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapıldığı, davanın süresinde açıldığı anlaşıldığından dava ön koşulları gerçekleşmiştir.
Açıklanan nedenlerle, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın İİK'nun 283/2 madde kapsamında bedele dönüşmüş olmasına, davalıların kardeş olması nedeniyle dava konusu tasarrufun 280/1 maddeler gereğince iptale tabi bulunmasına göre..." gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itirazlarını yenilemiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı üçüncü kişinin, İİK'nın 280/1 maddesi kapsamında, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bildiğinin sabit olmasına, tasarrufun iptali davalarında işlemin iptali için mutlaka muvazaalı işlem yapıldığının ispatı değil İİK'nın 278-279-280 maddelerindeki olgulardan birinin gerçekleşmiş olmasının yeterli olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ye yükletilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1681, K. 2023/11630, 31 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama