KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/1706 E., 2023/11641 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/658 E- 2020/4453 K : 03.09.2014
- Hüküm/karar
- Davanın Reddine/Esastan Reddine
Karar Metni
752 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ...'nin alacaklılarından mal kaçırmak amacı ile adına kayıtlı taşınmazı diğer davalıya devrettiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin Cihangir'de bir emlak şirketinde 2005 yılından beri çalıştığını ve 2014 yılında kendi adına şirket kurduğunu, mülkiyeti davalılardan ...'ye ait taşınmazı 300.000 TL bedel karşılığında ve kiralama gayesiyle 04/04/2013 tarihinde eşyalarında alım satım akdinde satıcıya ait harcı ödeme şartıyla satın aldığını, müvekkilinin işinin emlak alım satım ve komisyonculuğu olduğunu, diğer davalı ile herhangi bir özel ve iş ilişkisinin bulunmadığını ve davacı ile aralarındaik çekişmeyi ve davaları bilmesinin mümkün olmadığını ve dava dilekçesinde bu yönde bir iddia ileri sürülmediğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, satış bedelinin rayice uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından geçici veya kati aciz belgesinin sunulmadığını, ibraz edilen haciz tutanağının aciz belgesi niteliğinde olmadığını, dava konusu taşınmazın müvekkilinin banka hesabına nakit olarak yatırıldığını ve satış bedelinin Beyoğlu Belediyesince belirlenen rayiç bedelin 5 katı fazlası olduğunu, satış tarihinde müvekkili aleyhine kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı gibi, her hangi bir icra takibinin de bulunmadığını, müvekkilinin diğer davalı ile iş ortaklığı, akrabalığı veya arkadaşlık ilişkisinin bulunmadığını,
müvekkilinin taşınmazı sattıktan sonra Silivri'de ikamet ettiğini ve Silivri'de ikamet etmediği yolundaki iddiasının gerçek dışı olduğunu, havaların çok soğuk olduğu zaman ise kızlarının yanına misafir olarak gittiğini, taşınacağı evde, ev eşyalarının olması nedeniyle, satış sebebiyle ödemesi gereken satış harcı karşılığında eşyalarını da diğer davalıya sattığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.09.2017 tarihli ve 2017/187 Esas ve 2017/283 Karar sayılı kararıyla; satış bedelinin davalılardan ...'nin banka hesabına satış tarihi itibariyle ödenmiş olduğu, satış tarihinde kesinleşmiş icra takibinin bulunmadığı, tasarrufun iptalini gerektirecek ve satışın mal kaçırma amacına yönelik olarak yapıldığını gösterir belge ve bilgi bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; borcun ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığı ve kaynağının 2007 yılına dayandığını dava konusu taşınmazın son 10 yılda değerlendiğini, resim senette gösterilen miktara satılmasının mümkün olmadığını, edimler arasında farkın fahiş olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen bedelinin banka kanalı ile ödendiğinin anlaşılmasına, tapuda gösterilen bedeli ile gerçek değeri arasında misli aşan fark bulunmamasına, davalı ...'nın davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun da davacı tarafından ispatlanamamasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1706, K. 2023/11641, 1 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama